WTHA

Bültenimize abone olun, Gündemden haberdar olun!

Abone olduğunuzda WorldTürk'ün Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş olursunuz.
CANLI YAYIN

Kamu Alımlarında Şeffaflık Ve Hesap Verebililik Yeniden Tesis Edilmeli

SAADET PARTİSİ DENİZLİ İL BAŞKANI ABDULLAH ÖZEREN: KAMU ALIMLARINDA ŞEFFAFLIK VE HESAP VEREBİLİRLİK YENİDEN TESİS EDİLMELİ

Saadet Partisi Genel Merkezi tarafından hazırlanan “Sosyal Gündem Analiz Raporu” kapsamında kamu ihalelerinde şeffaflık ve rekabet konusu gündeme taşınırken, Saadet Partisi Denizli İl Başkanı Av. Abdullah Özeren de konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

World Türk Haber ekibine açıklamalarda bulunan Özeren, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının güçlü bir devlet yönetiminin temel şartlarından biri olduğunu belirterek, kamu alımlarında şeffaflık, hesap verebilirlik ve rekabet ilkelerinin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

WorldTurk Reklam Alanı

Genel Merkez tarafından hazırlanan raporda, Türkiye’de kamu alımları sisteminin 2001 ekonomik krizinin ardından yürürlüğe giren 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile yeniden yapılandırıldığı, Kamu İhale Kurumu’nun kurulduğu ve Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) aracılığıyla ihale süreçlerinin dijital ortama taşındığı hatırlatıldı. Ancak geçen süre içerisinde mevzuatta yapılan çok sayıda değişiklik, istisna hükümlerinin genişletilmesi ve pazarlık usulünün yaygınlaşması nedeniyle sistemin kuruluşunda esas alınan temel ilkelerde önemli aşınmalar yaşandığına dikkat çekildi.

Raporda, günümüzde kamu alımlarında rekabet düzeyinin azalması, denetim mekanizmalarının zayıflaması ve bazı alımların standart ihale süreçlerinin dışında gerçekleştirilmesinin önemli sorun alanları olarak öne çıktığı belirtildi. Özellikle istisna hükümlerinin genişletilmesi ve pazarlık usulünün olağan yöntem haline gelmesinin şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından risk oluşturduğu ifade edildi.

Kamu alımlarının yalnızca Kamu İhale Kanunu kapsamında yürütülen işlemlerden ibaret olmadığına işaret edilen raporda; kamu-özel iş birliği projeleri, gelir paylaşımı modelleri, kamu bankaları, Türkiye Varlık Fonu ve bazı özel statülü kurumların farklı satın alma rejimlerine tabi olarak faaliyet göstermesinin sistemde parçalı bir yapı oluşturduğu kaydedildi.

Raporda ayrıca, sistemde gözlenen kurumsal aşınmanın en önemli nedenlerinden birinin istisna hükümlerinin zaman içerisinde genişletilmesi olduğu vurgulandı. Başlangıçta sınırlı alanlar için öngörülen istisnaların zamanla çok sayıda kurum ve faaliyet alanını kapsayacak şekilde genişlediği, bunun sonucunda kamu harcamalarının önemli bir bölümünün standart ihale prosedürlerinin dışına çıktığı ifade edildi.

Bir diğer önemli sorunun ise pazarlık usulünün yaygınlaşması olduğu belirtilen raporda, doğal afet, salgın veya öngörülemeyen acil durumlar için düzenlenen 21/b maddesi kapsamındaki pazarlık usulünün uygulamada daha geniş alanlarda kullanılmaya başlandığına dikkat çekildi. Açık ihale yerine sınırlı sayıda firmanın davet edildiği bu yöntemin rekabeti azalttığı ve kamuoyu denetimini zayıflattığı belirtildi.

Doğrudan temin uygulamalarında da benzer sorunların görüldüğü kaydedilen raporda, Sayıştay raporlarında sıkça vurgulanan bazı alımların parasal limitlerin altında kalacak şekilde bölünmesinin temel ihale ilkelerinin dolanılmasına neden olduğu ifade edildi. Bu tür uygulamaların rekabet ortamını zayıflattığı ve kamu kaynaklarının etkin kullanımını olumsuz etkilediği belirtildi.

Raporda kamu maliyesi üzerindeki etkiler de ele alınırken, kamu alımlarında rekabet düzeyinin azalmasının doğrudan mali sonuçlar doğurduğu ifade edildi. İhalelerde sözleşme bedelleri ile yaklaşık maliyet arasındaki farkın giderek daralmasının kamu tasarruflarının azaldığını gösterdiği, kamu idarelerinin geçmiş yıllara kıyasla aynı alımları daha yüksek maliyetlerle gerçekleştirmek zorunda kaldığı değerlendirildi.

Yolsuzluk risklerine de dikkat çekilen raporda, istisna kapsamlarının genişlemesi, pazarlık usulünün yaygınlaşması ve bazı kurumların genel ihale rejimi dışında bırakılmasının riskleri artırdığı belirtildi. Teknik şartnamelerin belirli firmaları avantajlı hale getirecek şekilde hazırlanması, tek teklifli ihalelerin artması ve aynı yüklenicilerin sürekli olarak kamu ihalelerinde öne çıkmasının da dikkatle izlenmesi gereken alanlar olduğu ifade edildi.

Saadet Partisi Denizli İl Başkanı Av. Abdullah Özeren, kamu malının milletin emaneti olduğunu vurgulayarak, devletin harcadığı her kuruşun hesabının millete verilmesi gerektiğini söyledi.

Özeren, “Kamu kaynakları belirli çevrelerin değil, 86 milyon vatandaşımızın ortak hakkıdır. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat ilkeleri güçlü bir kamu yönetiminin temelidir. Kamu alımlarında açık ihale usulü esas olmalı, istisnalar gerçekten istisna olarak kalmalı ve tüm süreçler etkin şekilde denetlenmelidir. Rekabetin arttığı, denetimin güçlendiği ve kamuoyunun bilgiye erişebildiği bir sistem hem yolsuzluk risklerini azaltacak hem de kamu bütçesinde önemli tasarruflar sağlayacaktır” dedi.

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yönetim anlayışının tasarrufu esas alan, adaleti gözeten ve emanete sahip çıkan bir anlayış olduğunu belirten Özeren, Saadet Partisi olarak kamu yönetiminde dürüstlüğü, şeffaflığı ve hesap verebilirliği yeniden hâkim kılmak için çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.

Özeren açıklamasının sonunda, milletin alın teriyle oluşan kaynakların korunmasının, israfın önlenmesinin ve her kuruşun doğru yerde kullanılmasının yalnızca ekonomik değil aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk olduğunu belirterek, “Kamu malına emanet gözüyle bakan bir anlayışla daha adil, daha şeffaf ve daha güçlü bir Türkiye mümkündür” ifadelerini kullandı.

Bu Haberi Paylaş:
Add a comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bültenimize abone olun, Gündemden haberdar olun!

Abone olduğunuzda WorldTürk'ün Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş olursunuz.
WorldTurk Reklam Alanı