Bursa’da trafik artık yalnızca sabah ve akşam saatlerinde konuştuğumuz bir sorun değil. Günün büyük bölümünde ana arterlerde yoğunluk yaşanıyor. Kent büyüyor, araç sayısı artıyor. Elbette ulaşımı rahatlatmak için yapılan yatırımlar önemli. Ancak Bursa trafiğini konuşurken yalnızca yeni yolları ve kavşakları değil, mevcut yolları nasıl kullandığımızı da sorgulamak gerekiyor.

Çünkü bazen trafik, yolun yetersizliğinden değil, yolun yanlış kullanılmasından büyüyor.
Bunun en belirgin örneklerinden biri Heykel.
Ulucami ve Hanlar Bölgesi’nden başlayıp Ahmet Vefik Paşa Devlet Tiyatrosu’na, oradan Sönmez’in aşağısına doğru uzanan güzergâhta yol kenarları son dönemde adeta otoparka dönüşmüş durumda.
Dört şeritli yol, park eden araçlar nedeniyle üç şeride, bazı noktalarda ise iki şeride düşüyor.
Üstelik burası şehrin herhangi bir caddesi değil. Bursa’nın tam kalbi.
Geçmişte yanlış yere park eden bir araç gördüğümüzde polis anons yapar, araç kaldırılmazsa çekilirdi. Şimdi ise uzun süre yol kenarında bırakılan araçları görmek neredeyse olağan hale geldi.
Epeydir o günleri arar olduk.
Geçtiğimiz günlerde yaşadığım bir olay ise sorunun boyutunu daha net gösterdi.
T1 tramvay hattının Sönmez’in aşağısına doğru dönüş yaptığı bölümde bir otomobil rayların üzerine park etmişti. Tramvay geldi ve dönemedi.

Ben de özellikle bekledim.
Yaklaşık 15 dakika sonra aracın sahibi geldi. Otomobiline bindi ve hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etti.
Bir kişinin yanlış parkı, onlarca insanın ulaşımını aksatabiliyor.
Daha da önemlisi, kural ihlal edildiği halde müdahale edilmediğinde, bir süre sonra kurala uymamak normalleşiyor.
Mesele sadece park da değil. Sinyal vermeden şerit değiştirmek, kavşaklarda kurallara uymamak, yaya geçitlerinde yayalara öncelik vermemek de günlük trafik düzenimizin bir parçası haline geldi.
Toplu taşımada da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Belediye otobüslerinin trafikte bir anda iki, hatta üç şerit değiştirmek zorunda kaldığı anlara defalarca şahit oldum.
Burada otobüs şoförünü suçlamak kolaycılık olur. Asıl soru şu:
Bir toplu taşıma aracı neden bir anda üç şerit değiştirmek zorunda kalıyor?
Çünkü yol parklarla daralıyor. Şeritler azalıyor. Trafik sıkışıyor. Herkes birbirinin hareket alanına girmek zorunda kalıyor.
Sonra da “Bursa’nın trafiği neden çözülmüyor?” diye soruyoruz.
Oysa bazı cevaplar gözümüzün önünde.
Ancak Heykel’i yalnızca trafik açısından değerlendirmek de büyük bir eksiklik.
Ulucami ve Hanlar Bölgesi, çarşılar ve çevresindeki tarihi doku Bursa’nın kent kimliğinin en önemli parçalarından biri. Buraya gelen insan yalnızca bir yoldan geçmiyor; Bursa’nın tarihini görüyor, çarşılarını geziyor, esnafıyla buluşuyor.
Ben aynı zamanda tarihçiyim. Bu nedenle Heykel’e bakarken yalnızca araçların nasıl ilerlediğini değil, bu bölgenin nasıl yaşatıldığını da düşünüyorum.
Tarihi bir kent merkezini korumak, yalnızca eski binaları korumak değildir. O binaların çevresindeki sokakları, çarşıları ve şehir hayatını da korumaktır.
Bu nedenle Heykel’de yapılacak düzenlemenin amacı yalnızca araçları daha hızlı geçirmek olmamalı.
Düzensiz parklanma yeniden ele alınmalı. Esnafın yükleme-boşaltma ihtiyacı, engelli erişimi ve bölgenin günlük ihtiyaçları elbette gözetilmeli. Ancak dört şeritli yolu üçe, hatta ikiye düşüren araç parklarına da artık kalıcı bir çözüm bulunmalı.
Bursa’nın trafiğini çözmek için büyük projelere ihtiyacımız var.
Ama bazen çözüm çok daha basit bir yerden başlayabilir:
Bir şeridi geri kazanmak.
Yanlış parkı görmezden gelmemek.
Kurala uymayanı denetlemek.
Çünkü Heykel’i rahatlatmak yalnızca trafiği rahatlatmak değildir.
Bursa’nın tarihine, turizmine, esnafına ve kent hafızasına sahip çıkmaktır.
Daha fazla haber için köşe yazısı bölümünü ziyaret ediniz…
Farklı haberler için youtube, facebook, x sosyal medya hesaplarımızı takip ediniz…
