WTHA

Bültenimize abone olun, Gündemden haberdar olun!

Abone olduğunuzda WorldTürk'ün Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş olursunuz.
CANLI YAYIN

Bursa’daki Siyasi Kırılma: Türk Siyasetinde Yeni Bir Dönemin Başlangıcı mı?

Türk siyasi tarihi bize önemli bir gerçeği defalarca gösterdi:

Siyasi partiler seçim kaybedebilir.

Liderler değişebilir.

WorldTurk Reklam Alanı

Milletvekilleri parti değiştirebilir.

Ancak bir siyasi hareketin gerçek gücü, yerelde kurduğu örgütlü yapı ile ölçülür.

İşte Bursa’da yaşanan son gelişme bu nedenle sıradan bir parti değişikliği değildir.

Cumhuriyet Halk Partisi’nden seçilen altı belediye başkanının aynı anda YENİ Parti çatısı altında birleşmesi, yalnızca yerel siyasetin değil, Türkiye’deki muhalefetin geleceği açısından da dikkatle okunması gereken bir kırılma noktasıdır.

Bu gelişmeyi anlamak için bugüne değil, Türk siyasi tarihine bakmak gerekir.

Türk siyasetinde yeni partiler neden başarılı olur?

1946’dan bu yana kurulan yeni siyasi partilerin ortak bir özelliği vardır.

Hiçbiri yalnızca yeni bir tabela asarak büyümedi.

Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi ve daha sonra AK Parti’nin yükselişi incelendiğinde görülen ortak nokta; yalnızca yeni bir parti kurulması değil, mevcut siyasi kadroların, yerel teşkilatların ve seçmen güveninin aynı anda yeni bir siyasi merkeze yönelmesidir.

Siyaset bilimi literatürü de bunu doğruluyor.

Parti sistemleri üzerine çalışan Maurice Duverger’den Giovanni Sartori’ye kadar birçok siyaset bilimci, yeni partilerin başarısının yalnızca lider karizmasına değil, örgütsel kapasitesine bağlı olduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye üzerine yapılan akademik çalışmalar ise yerel seçimlerde aday etkisinin genel seçimlere göre daha belirgin olduğunu gösteriyor.

Yani seçmen, belediye başkanını yalnızca partisinden ibaret görmüyor; kişisel performansını, yerel hizmetlerini ve güven ilişkisini de değerlendiriyor.

Ancak aynı çalışmalar önemli bir uyarı da yapıyor:

Aday etkisi vardır; fakat bu etki, parti kimliğini tamamen ortadan kaldırmaz.

Bugün Bursa’da yaşanan gelişme tam da bu teorinin sahadaki en önemli sınavlarından biri olacak.

Bursa neden Türkiye ortalaması değildir?

Bursa, Türkiye’nin en büyük sanayi kentlerinden biridir.

Ancak Bursa’nın siyasi önemi yalnızca nüfusundan kaynaklanmaz.

Kent; Marmara’nın sanayi üretimini, Anadolu’nun muhafazakâr seçmenini, kentli orta sınıfı, işçi hareketlerini ve yoğun göç alan yapısını aynı potada buluşturur.

Bu nedenle siyaset bilimciler Bursa’yı uzun yıllardır Türkiye’nin en önemli “salınan” kentlerinden biri olarak değerlendirir.

Türkiye’de oluşan siyasi eğilimler çoğu zaman Bursa’da da karşılık bulur.

Bu nedenle Bursa’daki değişimler çoğu zaman yalnızca Bursa’yı ilgilendirmez.

Ankara’nın da dikkatle izlediği şehirlerden biri olmasının nedeni budur.

Asıl mesele altı belediye değildir

Bugün yapılan yorumların önemli bir bölümü “altı belediye YENİ Parti’ye geçti” cümlesi üzerine kuruluyor.

Oysa hukuken böyle bir durum söz konusu değildir.

5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca belediye başkanının parti değiştirmesi, belediye başkanlığı görevini sona erdirmez.

Dolayısıyla bugün yaşanan olayın hukuki karşılığı, belediyelerin değil, belediye başkanlarının siyasi parti değiştirmesidir.

Fakat siyasette hukuki gerçek ile siyasi gerçek her zaman aynı değildir.

Siyasi açıdan bakıldığında yaşanan olay çok daha kapsamlıdır.

Çünkü bir belediye başkanı yalnızca tek bir kişiden ibaret değildir.

Belediye meclis üyeleri, mahalle örgütleri, yerel kanaat önderleri, parti teşkilatları ve yıllar içinde kurulan sosyal ilişkiler de çoğu zaman bu değişimin bir parçası olur.

Dolayısıyla Bursa’da yaşanan gelişme, yalnızca isimlerin değişmesi değil; yerel siyasetin yeniden örgütlenme sürecidir.

Bursa’nın ağırlık merkezi neden değişebilir?

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, geçiş yapan ilçelerin sayısından çok niteliğidir.

Bursa’nın siyasal ve ekonomik ağırlık merkezlerinden olan Osmangazi ile sosyal demokrat seçmenin uzun yıllardır en güçlü olduğu Nilüfer aynı siyasi hareket içerisinde yer aldı.

Bu iki ilçe, Bursa’nın yalnızca nüfusunu değil; ekonomik üretimini, kent siyasetini, sivil toplumunu ve kamuoyu oluşturma kapasitesini de temsil ediyor.

Bir başka ifadeyle;

Bursa’nın siyasal vitrini aynı anda yön değiştirmiş durumda.

Buna Gemlik ve Mudanya gibi Marmara kıyısındaki ekonomik ve sosyal açıdan etkili ilçeler de eklendiğinde ortaya yalnızca belediye sayısıyla ölçülemeyecek bir siyasi tablo çıkıyor.

Bu nedenle bugünkü gelişme, klasik anlamda bir parti transferinden daha büyük bir anlam taşıyor.

CHP açısından en büyük sınav örgütsel süreklilik

CHP’nin önündeki temel sorun belediye başkanlarının ayrılması değildir.

Asıl soru şudur:

2024 yerel seçimlerinde kurulan siyasi örgüt korunabilecek mi?

Türkiye siyasi tarihinde büyük partiler çoğu zaman isim kaybetmiş, ancak örgütlerini koruyabildikleri sürece yeniden toparlanmayı başarmıştır.

CHP de yüz yılı aşan tarihi boyunca benzer süreçleri birçok kez yaşamıştır.

Dolayısıyla bugün yaşanan gelişme CHP açısından ciddi bir kayıp olsa da tek başına siyasi son anlamına gelmez.

Ancak örgütsel çözülmenin devam etmesi halinde Bursa’daki dengeler kalıcı biçimde değişebilir.

YENİ Parti’nin önündeki en büyük sınav

YENİ Parti bugün önemli bir avantaj elde etti.

Çünkü yeni kurulan siyasi hareketlerin en büyük sorunu örgüt kurmaktır.

Bursa’da ise parti, doğrudan seçilmiş yerel yöneticiler ve mevcut yerel siyasi ağlarla sahaya çıkıyor.

Bu önemli bir başlangıç avantajıdır.

Ancak Türk siyasi tarihi aynı zamanda bunun tek başına yeterli olmadığını da gösteriyor.

Yeni partilerin kalıcı olabilmesi için yalnızca siyasetçileri değil, seçmen psikolojisini de dönüştürmesi gerekir.

Bugün YENİ Parti’ye geçen belediye başkanlarının kişisel itibarı güçlü olabilir.

Fakat bu itibarın partiye ne ölçüde oy olarak döneceği ancak seçimle anlaşılacaktır.

Bursa, 2029’un laboratuvarı olabilir

Önümüzdeki birkaç yıl yalnızca Bursa için değil, Türkiye siyaseti için de önemli olacak.

Çünkü Bursa, yeni partinin büyükşehir ölçeğinde en güçlü yerel yapılanmalarından birine dönüşmüş durumda.

Eğer bu örgütlenme korunur ve seçmen desteğiyle birleşirse, Bursa Türkiye’de yeni muhalefet dengelerinin şekillendiği ilk büyük kent olarak anılabilir.

Ancak seçmen tercihi parti kimliğinde kalırsa, bugün yaşanan gelişme güçlü bir kadro transferi olarak tarihe geçer; fakat yeni bir siyasi eksen oluşturamaz.

İşte bu nedenle Bursa’da yaşanan olayı bugünden kesin hükümlerle değerlendirmek doğru değildir.

Sonuç

Türk siyasi tarihi bize önemli bir ders veriyor:

Siyasi partiler liderlerle kurulur.

Örgütlerle büyür.

Fakat seçmenle iktidar olur.

Bugün Bursa’da güçlü bir örgütsel hareket yaşanmıştır.

Bunun inkâr edilmesi de abartılması da doğru değildir.

Gerçek şu ki, Türkiye’nin en önemli kentlerinden birinde muhalefetin siyasi dengesi yeniden şekillenmektedir.

Bu süreç yalnızca CHP ile YENİ Parti arasındaki rekabeti değil, 2029 yerel seçimlerinin ve hatta sonraki genel seçimlerin siyasi atmosferini de etkileme potansiyeline sahiptir.

Son sözü ise ne siyasetçiler ne de siyasi partiler söyleyecektir.

Türk demokrasisinin her kritik dönemeçte yaptığı gibi, son sözü yine sandık söyleyecektir.

Daha fazla haber için belediye bölümünü ziyaret ediniz…

Farklı haberler için youtube, facebookx sosyal medya hesaplarımızı takip ediniz…

Bu Haberi Paylaş:
Add a comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bültenimize abone olun, Gündemden haberdar olun!

Abone olduğunuzda WorldTürk'ün Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş olursunuz.
WorldTurk Reklam Alanı