Her yıl 19 Mayıs geldiğinde sadece bir tarihi günü değil, bir başlangıcı hatırlarız.
Çünkü 19 Mayıs 1919, bir sonucun değil; bir iradenin, bir kararın ve bir yürüyüşün ilk
adımıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’da attığı o adım, yalnızca işgal altındaki bir
ülkenin kaderini değil, Türk milletinin geleceğini de değiştirmiştir.
Aradan 107 yıl geçti. Dünya değişti, dengeler değişti, yöntemler değişti. Ama şu
gerçek değişmedi: Türk milleti, zor zamanlarında yolunu liderlerinin fikrinde bulmayı hâlâ
başarabiliyor. Bugün Atatürk’ü anmamızın sebebi de budur. O, sadece bir asker ya da devlet
kurucusu değil; bir fikir adamı, bir gelecek tasarımcısıdır.
Atatürk’ü anlamak, onu anmaktan çok daha zor ama çok daha değerlidir. Çünkü
Atatürk, kendi ifadesiyle “et ve kemikten ibaret” değildir. O, milletin her köşesinde yeni fikir
için çalışan, sorgulayan, üreten insanların ortak adıdır. Bu yüzden Atatürkçülük, ezberlenen
birkaç cümle değil; aklı, bilimi ve milli iradeyi rehber edinmektir.
Bugün ülke olarak yaşadığımız sorunları yalnızca güncel siyasetle açıklamak kolay,
ama eksiktir. Asıl sorun, Atatürk’ü yeterince anlayamamış olmamızdır. Onun ilke ve
devrimlerini kalıplaştırdık, zaman zaman kutsallaştırdık; ama hayata uyarlamakta,
güncellemekte zorlandık. Oysa Atatürk’ün istediği tam da buydu: Donmuş bir düşünce değil,
dinamik bir Cumhuriyet.

19 Mayıs’ın gençliğe armağan edilmesi tesadüf değildir. Atatürk çok iyi biliyordu ki,
bir ülkenin geleceği kâğıtlarda değil, genç beyinlerde yazılır. Cumhuriyeti gençlere emanet
ederken, onları yalnızca koruyucu değil, aynı zamanda yenileyici olarak görüyordu. Gençlik,
onun gözünde yaş değil; cesaret, sorgulama ve sorumluluk demekti.
Bugün Atatürk’ün fikirlerinin “çağdışı” olduğunu söyleyenler var. Sormak gerekir:
Cumhuriyet mi çağdışı?
Laiklik mi?
Milli egemenlik mi?
Tam bağımsızlık mı?
Aslında çağın gerisinde kalan Atatürk değil; onu anlamakta tembellik eden bizleriz.
Küreselleşme, yeni dünya düzeni ya da farklı bölgesel projeler adına ulus-devleti savunmasız
bırakmak isteyenlere verilecek en güçlü cevap yine Atatürk’ün düşüncesindedir.
19 Mayıs, aynı zamanda bir uyarı günüdür. Bize, bağımsızlığın kendiliğinden
gelmediğini, milli iradenin sürekli korunması gerektiğini hatırlatır. Bugün de dün olduğu gibi,
bu ülkenin birliğini ve bütünlüğünü hedef alan iç ve dış tehditler vardır. Bunlara karşı en
büyük güvencemiz; millet olma bilinci ve Cumhuriyet değerleridir.
19 Mayıs 1919, Türk tarihinin dönüm noktalarından biridir ve Mustafa Kemal
Atatürk’ün Samsun’a çıkışı, Kurtuluş Savaşı’nın fiilen başlangıcı olarak kabul edilir.
Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış ve 30 Ekim 1918’de Mondros
Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma sonrasında İtilaf Devletleri Anadolu’nun pek
çok yerini işgal etmeye başlamıştı. Ülkenin içinde bulunduğu bu zor durum karşısında
Mustafa Kemal Paşa, çözümün milletin bağımsızlık mücadelesinde olduğunu düşünüyordu.
Mustafa Kemal Paşa, 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirilerek Anadolu’ya
gönderildi. 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan Bandırma Vapuru ile hareket etti ve 19 Mayıs
1919’da Samsun’a ulaştı.
Atatürk’ün Samsun’a çıkışının temel amaçları şunlardı: Anadolu’daki direniş
hareketlerini örgütlemek, Halkı işgallere karşı bilinçlendirmek, Ulusal egemenliğe dayanan
bağımsız bir devlet kurma yolunda ilk adımı atmak.
19 Mayıs 1919 Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcıdır. Türk milletinin bağımsızlık
mücadelesi bu süreçle örgütlü hâle gelmiştir. Daha sonra Amasya Genelgesi, Erzurum ve
Sivas Kongreleri gibi önemli adımlar bu hareketin devamı olmuştur. Bu tarih, Atatürk
tarafından Türk gençliğine armağan edilmiş ve “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak
kutlanmaktadır.
Sonuç olarak, 19 Mayıs 1919, Türk milletinin kaderini değiştiren bir başlangıçtır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde başlatılan bu hareket, Türkiye Cumhuriyeti’nin
kuruluşuna giden yolun ilk ve en önemli adımı olmuştur.
Atatürk için ağlamak yerine onu anlamak, ona methiyeler dizmek yerine onun gibi
düşünmeyi denemek zorundayız. Çünkü Atatürk’ün asıl mirası heykelleri değil; sorumluluk
duygusudur.
Bu duygu ve düşüncelerle, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın 107. yılında başta gençlerimiz olmak üzere tüm milletimizin bayramını kutluyor; Cumhuriyetin emanetini taşıyacak her gence güvenle bakıyoruz.
Çünkü biliyoruz:
19 Mayıs bir gündür, ama Atatürk bir duruştur.
