Sağdaki abiler, soldaki abiler… Hiç fark etmiyor. Maşallah, gün geçmiyor ki bir “şehirli kuma” haberine uyanmayalım.
Biliyorsunuz, “kuma” aynı erkekle evli olan kadınlardan her biri demek. Geleneksel olarak kırsalda yaşandığı bilinse de şehirlerde gizli ilişkiler yaşayan insanlar arasında bu durum isim değiştiriyor; bazen bu isimler metrelerce uzayıp gidiyor.

Bu durum yalnızca bireysel ilişkileri değil, aynı zamanda toplumsal dengeleri de etkiliyor. Üstelik bu ilişkilere tanıklık eden insanlar da ciddi sıkıntılar yaşıyor.
Örneğin ben…
Bir arkadaşımın kardeşi uzun süre şehirli kuma olarak yaşadı. Sonra adamı eşinden boşattı. (Şimdi bana “Adamın hiç mi suçu yok?” demeyin. Var tabii.)
Ardından anlı şanlı bir düğün yaptılar. Etrafa da “Adam karısıyla yıllar önce anlaşamıyormuş, boşanmış. Kardeşim yuva yıkmadı.” yalanını yaydılar.
Ben adamın yeğenini de tanıyordum. Gerçeğin hiç de öyle olmadığını biliyordum. Doğruları dile getirdim diye benden uzaklaştılar. Söylediklerim gerçek dışı olsaydı vay halime… Ellerinden geleni ardına koymazlardı.
Bir akrabam ısrarla ikinci karısıyla tanışmam, onu evime misafir etmem konusunda defalarca ricacı oldu.
“Niye tanışayım ben onunla?” dediğimde verdiği cevap şu oldu:
“O aileye girmek istiyor.”
Ben bunu yapamayacağımı söyleyince de beni özel hayata saygısızlıkla, ona destek olmamakla, “akraba değil akrep olmakla” suçladı.
Bursa’nın tanıdığı, bildiği önemli isimlerden biri bir gün beni aradı ve dedi ki:
“Seni çok cici birine yemeğe götüreceğim.”
“Hayırdır abi, kime götüreceksin?” dedim.
“İkinci eşime.” dedi.
İkinci eş mi?
Nasıl olur böyle bir şey? Sen … abla ile evlisin, daha geçen gün sizdeydim, o da oradaydı.
“İyi işte,” dedi, “Paylaştığın fotoğrafları görmüş, bana da gelsin diyor. Ben arada kaldım.”
Ya sabır…
O dönem çalıştığım kanalda, Bursa’da yönetimde söz sahibi olan kişilerin eşleriyle tanışma hikâyelerinin anlatıldığı bir program yapıyordum.
Eşlerden kadın olan ısrarla, “Bizi de programa alın.” diyordu. Erkek olan ise sürekli öteliyordu.
Yıldım artık… Erkek eşe dedim ki:
“Lütfen bu hafta gelin. Eşiniz 7/24 ‘Programa alın bizi.’ diye beni arıyor.”
Cevap netti:
“Biz gelemeyiz.”
“Neden?” dedim.
“Gelirsek eşim benim için ‘Her sabah beni öperek uyandırır, akşam eve çiçekle gelir.’ diyecek.”
“Ee, ne güzel işte.” dedim.
“Hiç güzel değil.” dedi.
“Bunu izleyen … hanım, yani sevgilim, bana dünyayı dar eder. Sen bizi programa alma.”
Aldatma bir tercihtir, zorunluluk değil.
Aynı şekilde bunu kabul etmek de bir tercihtir.
Ancak sizin şehirli kumalarınızla karşılaşmamak da bizim tercihimiz.
Düşün yakamızdan.
![]()
