Dünyanın bir köşesinde çocuklar bayramlarla, şarkılarla, rengârenk balonlarla büyürken; başka bir köşesinde çocuklar siren sesleriyle, korkuyla ve yıkıntılar arasında hayatta kalmaya çalışıyor. İşte bu çelişkinin en keskin yaşandığı günlerden biri de 23 Nisan.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, yalnızca Türkiye’ye ait bir bayram değil; aynı zamanda dünya çocuklarına armağan edilmiş evrensel bir değer. Mustafa Kemal Atatürk bu günü çocuklara ithaf ederken, aslında geleceğin barış, umut ve kardeşlik üzerine kurulması gerektiğini vurgulamıştı. Ancak bugün, bu ideal ile gerçeklik arasındaki uçurum her zamankinden daha derin.
Filistin topraklarında, özellikle Gazze’de çocuk olmak; oyun oynamak değil, hayatta kalmak anlamına geliyor. Okul çantası yerine enkazdan kurtarılmayı bekleyen çocuklar, ninni yerine bombaların sesini duyuyor. Bir çocuğun en temel hakkı olan yaşama hakkı bile ellerinden alınırken, dünyanın diğer tarafında sahnelerde çocuk şarkıları söyleniyor.
Bu noktada insan kendine şu soruyu sormadan edemiyor: Biz neyi kutluyoruz?
Elbette bayramlar, umutları diri tutmak içindir. Çocukların gülüşünü çoğaltmak, geleceğe dair inancı beslemek içindir. Ancak aynı anda dünyanın başka bir yerinde çocuklar ölüyorsa, bu kutlamaların vicdani bir sorgulamaya dönüşmesi gerekmez mi?
23 Nisan’ı kutlamak, sadece şiir okumak, gösteri yapmak ya da resmi törenlere katılmak değildir. Asıl mesele; çocukların eşit, güvenli ve insanca yaşayabildiği bir dünya idealine ne kadar yaklaştığımızdır. Eğer bir çocuk, yalnızca doğduğu coğrafya nedeniyle yaşam mücadelesi veriyorsa, o zaman insanlık olarak sınıfta kalıyoruz demektir.
Bu yüzden 23 Nisan, sadece bir bayram değil; aynı zamanda bir yüzleşme günüdür.
Bugün, çocukların gerçekten özgür olduğu bir dünya var mı?
Bugün, her çocuk eşit mi?
Bugün, bir çocuğun hayatı her yerde aynı değere sahip mi?
Cevaplar ne yazık ki iç açıcı değil.
O halde belki de bu yıl 23 Nisan’ı kutlarken biraz daha sessiz, biraz daha düşünceli olmalıyız. Eğlenirken bile bir yerlerde acı çeken çocukları unutmamalı; onların sesi olmanın yollarını aramalıyız. Çünkü gerçek bayram, tüm çocuklar güldüğünde başlayacak.
Ve o gün gelene kadar, kutlamalarımız eksik kalmaya devam edecek.
![]()
