DENİZLİ – Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan “Türkiye’de Gelir Dağılımı Eşitsizliği ve Yoksulluk” başlıklı Sosyal Gündem Analiz Raporu, Saadet Partisi Denizli İl Başkanı Av. Abdullah Özeren tarafından basın mensuplarıyla paylaşıldı. Özeren, rapor kapsamında yaptığı değerlendirmede Türkiye’de son yıllarda derinleşen gelir dağılımı adaletsizliği ve yoksulluğun, ekonomik olduğu kadar sosyal bir sorun haline geldiğini ifade etti.
Özeren, ekonomik büyümenin tek başına toplumsal refah anlamına gelmediğini belirterek, üretilen gelirin toplumun tüm kesimleri arasında adil şekilde paylaşılmasının sosyal adaletin temel şartı olduğunu söyledi.
Türkiye’de yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, işsizlik ve satın alma gücündeki düşüşün özellikle dar ve sabit gelirli vatandaşlar üzerinde ciddi ekonomik baskı oluşturduğunu ifade eden Özeren, ücretli çalışanlar, emekliler, küçük esnaf ve tarım sektöründe faaliyet gösteren vatandaşların ekonomik büyümeden yeterince pay alamadığını dile getirdi.
Raporda, gelir dağılımındaki eşitsizliğin temel nedenleri arasında sermaye gelirleri ile emek gelirleri arasındaki dengesizlik, yüksek enflasyonun ücretler üzerindeki etkisi ve ekonomik kazançların belirli kesimlerde yoğunlaşmasının yer aldığına dikkat çekildi.
Özeren, Türkiye’de bölgesel gelişmişlik farklarının da gelir adaletsizliğini artırdığına işaret ederek, sanayi yatırımları ve yüksek katma değerli üretimin ağırlıklı olarak batı illerinde toplandığını, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ise işsizlik ve göç nedeniyle gelir seviyelerinin düşük kaldığını ifade etti.
Eğitim düzeyi, yaş, cinsiyet ve istihdam olanaklarının da gelir dağılımını doğrudan etkilediğini belirten Özeren, eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Raporda yoksulluğun giderek derinleştiğine de dikkat çeken Özeren, yüksek enflasyon nedeniyle gıda, konut, ulaşım ve enerji giderlerinin önemli ölçüde arttığını, ücret artışlarının ise bu maliyetleri karşılamada yetersiz kaldığını ifade etti. Çocuk yoksulluğu, çalışan yoksulluğu ve emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntıların sosyal sorunları da beraberinde getirdiğini belirten Özeren, birçok hanenin temel ihtiyaçlarını kredi kartı ve tüketici kredileriyle karşılamak zorunda kaldığını kaydetti.
Basın açıklamasında “Gelirde Adalet Olmadan Toplumda Huzur Sağlanamaz” vurgusunu öne çıkaran Özeren, ekonomik büyümenin ancak toplumun tüm kesimlerinin refahını artırdığı ölçüde anlam taşıdığını söyledi.
“Üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığı, emeğin karşılığını bulmadığı ve milyonlarca insanın geçim sıkıntısıyla mücadele ettiği bir düzende gerçek kalkınmadan söz etmek mümkün değildir.” diyen Özeren, gelir dağılımındaki bozulmanın sosyal adalet, fırsat eşitliği, aile yapısı ve toplumsal huzuru doğrudan etkilediğini ifade etti.
Saadet Partisi’nin ekonomi anlayışının insan odaklı olduğunu belirten Özeren, ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil; vatandaşların yaşam kalitesi, alım gücü ve sosyal refahıyla değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Milli Görüş’ün yıllardır “Adil Düzen” anlayışını savunduğunu hatırlatan Özeren, ekonominin belirli kesimlerin değil, milletin tamamının refahına hizmet etmesi gerektiğini belirterek; üretimin, istihdamın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği, faiz ve rant yerine yatırımın esas alındığı bir ekonomik modelin gelir adaletinin sağlanmasında temel unsur olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin günü kurtaran geçici tedbirlerden ziyade üretimi artıran, istihdamı güçlendiren, vergide adaleti sağlayan, bölgesel kalkınmayı destekleyen ve sosyal devlet anlayışını güçlendiren kalıcı politikalara ihtiyaç duyduğunu söyleyen Özeren, çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya ve gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyaç duyduğunu belirtti.
Açıklamasının sonunda Özeren, güçlü devletin ancak güçlü milletle mümkün olacağını ifade ederek, “Güçlü millet ise ancak adil gelir dağılımı, sosyal adalet ve fırsat eşitliği ile inşa edilebilir. Hiç kimsenin kendisini dışlanmış hissetmediği, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye mümkündür. Biz, Milli Görüş’ün ‘Adil Düzen’ vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
