Enkazın gölgesinden prestij caddelerine… Antakya’nın yeniden doğuşunda sahadaki emeğiyle öne çıkan isim: Kaymakam Abdullah Akdaş
6 Şubat 2023… Bir şehrin yalnızca binaları değil, sokakları, alışkanlıkları, anıları ve hayatı da yıkıldı. Bugün ise Antakya’da yeniden ışıklar yanıyor, dükkânlar açılıyor, caddeler insanlarla doluyor. Bir zamanlar sessizliğe gömülen şehir, şimdi yeniden geleceğe yürüyor. Bu büyük dönüşümün ardında kurumların ortak mücadelesi, sahadaki emek ve şehrin yeniden ayağa kalkacağına inanan insanların azmi var. Bu süreçte, Antakya Kaymakamı Abdullah Akdaş’ın sahadaki takibi ve yürüttüğü çalışmalar da dikkat çekiyor.
BİR ŞEHİR VARDI, SOKAKLARINDA YALNIZCA HÜZÜN VARDI…
Bir zamanlar Antakya’nın sokaklarında hayat vardı. Sabahları kepenkler açılır, esnaf müşterisini bekler, caddelerde insanlar birbirine selam verir, çarşıların sesi şehrin dört bir yanına yayılırdı.
Sonra 6 Şubat geldi…
Bir gecede hayat değişti. Binalar yıkıldı, sokaklar enkaza dönüştü. İnsanların yıllarca yaşadığı, anılar biriktirdiği mahalleler sessizliğe büründü. Bir zamanlar ışıklarıyla yaşayan caddelerde karanlık, insan seslerinin yerini derin bir sessizlik aldı.
Antakya’nın merkezinde öyle günler yaşandı ki sokaklarda insan görmek neredeyse imkânsız hâle geldi. Hayatın çekildiği caddelerde sokak hayvanları dolaşıyor, geride kalan enkazlar şehrin yaşadığı büyük acıyı anlatıyordu.
Antakya yalnızca yıkılmamıştı; hayatın yeniden başlayabilmesi için her şeyin baştan kurulması gerekiyordu.
PRESTİJ CADDELERİYLE YENİDEN DOĞAN BİR MERKEZ
Antakya’da bugün yaşanan değişimin en dikkat çekici yüzlerinden biri, kent merkezindeki ticari hayatın yeniden canlanması.
Özellikle prestij caddeleri ve Atatürk Caddesi çevresindeki hareketlilik, şehrin geleceğine ilişkin umutları güçlendiriyor. Balıkçılar bölgesinden çarşı güzergâhlarına kadar uzanan ticari hayatın yeniden şekillenmesi, Antakya’nın eski canlılığına kavuşması açısından büyük önem taşıyor.
Hedef artık yalnızca binaları tamamlamak değil; insanları yeniden sokağa çıkarmak, esnafı güçlendirmek, alışveriş kültürünü yaşatmak ve şehir merkezini yeniden bir cazibe alanına dönüştürmek.
Antakya’nın yeni yüzünün, İstanbul’un seçkin alışveriş caddelerini aratmayacak bir kalite ve estetik anlayışıyla şekillenmesi yönündeki beklentiler de giderek güçleniyor.
Belki Antakya Amsterdam olmayacak. Ancak kendi tarihini, kültürünü, mimarisini ve ticari ruhunu koruyarak çağdaş kent yaşamının güçlü örneklerinden biri olabilecek.
Çünkü Antakya’nın ihtiyacı yalnızca yeni binalar değil; kendisine yakışan bir şehir düzeni, yaşayan sokaklar ve geleceğe güvenle bakan insanlardır.
ANTAKYA KAYMAKAMI ABDULLAH AKDAŞ: SAHAYI BİLEN, SORUMLULUĞU YERİNDE TAKİP EDEN BİR BÜROKRAT
Depremin ardından Antakya’da yürütülen çalışmaların en önemli ihtiyaçlarından biri, yaşanan sorunları yalnızca raporlardan değil, sahadan okuyabilmekti.
Çünkü bu şehirde her sokak ayrı bir hikâye, her mahalle ayrı bir ihtiyaç, her enkazın ardında ise yeniden kurulmayı bekleyen bir hayat var.
Antakya Kaymakamı Abdullah Akdaş’ın yürüttüğü çalışmalar ve sahadaki takibi, bu büyük sorumluluğun dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor.
Yıkımın ardından başlayan süreçte şehrin ihtiyaçlarını, devam eden çalışmaları ve vatandaşların beklentilerini yakından izlemek; ilgili kurumlarla görüşmeleri sürdürmek ve projelerin ilerleyişini takip etmek, böylesine ağır bir yükün yönetilmesinde büyük önem taşıyor.
YİKOB ve ilgili kurumlarla yürütülen çalışmaların yanı sıra proje süreçlerinin, saha ihtiyaçlarının ve kurumlar arası koordinasyonun takip edilmesi, Antakya’nın yeniden yapılanma mücadelesinin önemli parçalarından biri.
Bir bürokratın başarısı yalnızca imzaladığı belgelerle değil, sorumluluğunu üstlendiği şehirde ortaya çıkan sonuçlarla da değerlendirilir.
Antakya gibi büyük bir yıkım yaşamış kentlerde ise bu sorumluluk çok daha ağırdır.
Çünkü burada atılan her adım, insanların gündelik yaşamına doğrudan dokunuyor. Açılan bir yol, yeniden ticarete başlayan bir esnaf, hizmete giren bir iş yeri ya da çözüme kavuşan bir altyapı sorunu, vatandaşın hayatında gerçek bir karşılık buluyor.
Abdullah Akdaş’ın çalışmalarını öne çıkaran nokta da bu çerçevede ele alınmalı: Projelerin takibi, sahadaki ihtiyaçların görülmesi ve vatandaşın devletin varlığını gündelik yaşamında hissedebilmesi.
Elbette Antakya’nın yeniden inşası tek bir kişinin başarısıyla açıklanamaz. Bu büyük dönüşüm; merkezi idarenin, yerel yönetimlerin, teknik ekiplerin, işçilerin, esnafın ve yeniden başlamak için mücadele eden vatandaşların ortak emeğiyle gerçekleşiyor.
Ancak bu ortak mücadelenin içinde sorumluluğunu sahada üstlenen, çalışmaları yakından izleyen ve çözüm üretmeye gayret eden yöneticilerin katkısı da ayrıca önem taşıyor.
Haber Tuba Alvanoğlu




