Son günlerde Uzak Şehir dizisinde yer alan bazı sahneler hakkında yapılan yorumları dikkatle takip ediyorum. Açık konuşmak gerekirse, ilk başlarda yapılan eleştirileri fazla abartılı bulanlardan biriydim. Özellikle bir sahnede kullanılan renklerin Filistin bayrağını çağrıştırdığı yönündeki yorumlara “Bu kadar anlam yüklemeyin, belki sadece görsel bir tercihtir” diye yaklaşmıştım. Çünkü bazen insanlar görmek istediklerini görür, bazen de sosyal medya gündemi olayları olduğundan daha farklı yerlere taşıyabilir.
Ancak geçtiğimiz hafta yayınlanan bölümdeki uçurtma sahnesi bende ciddi soru işaretleri oluşturdu.
UÇURTMA MI PKK BAYRAĞI MI? diye zihnimi yokladım! Maksatlı mı yoksa öylesine seçilmiş renkler mi dedim? Uçurtmayı set dışından birine yapıver dedilerde o set dışından birisi pkk sempatizanımı acaba dedim? DEDİM DE CEVABINI NULAMADIM! AMA RAHAT DURMADIM KANAL D UZAKŞEHİR İZLEYİCİ TEMSİLCİSİNE MAİL ATARAK SORDUM!
Şimdi!
Dizide küçük bir çocuk için uçurtma yapıldığı anlatılıyor. Buraya kadar her şey normal. Fakat kullanılan renk tercihleri ve hemen ardından gelen “özgürlük” vurgusu ister istemez insanların zihninde bazı çağrışımlar oluşturuyor. Özellikle Türkiye’nin yıllardır terörle mücadele ettiği, şehitler verdiği, anaların gözyaşı döktüğü bir ülkede bu tür sembollerin ve alt mesajların toplum tarafından hassasiyetle değerlendirilmesi son derece doğaldır.
Bugün sosyal medyada binlerce insan aynı soruyu soruyorsa, burada “İnsanlar niye böyle düşünüyor?” sorusunu da ciddiyetle ele almak gerekir.
Üstelik bütün bunların, Abdullah Öcalan yani kamuoyunda bilinen adıyla Apo hakkında yeniden çeşitli siyasi ve hukuki iddiaların konuşulduğu bir döneme denk gelmesi, ister istemez şüpheleri artırıyor. İnsanlar da doğal olarak “Acaba toplumsal algı mı hazırlanıyor?” diye düşünüyor. Ben kesin hüküm vermiyorum. Kimseyi peşinen suçlamıyorum. Ama bu ülkede milyonların izlediği televizyon yapımlarında kullanılan her sembolün, her rengin ve her mesajın çok dikkatli seçilmesi gerektiğini söylüyorum.
Çünkü televizyon dizileri sadece eğlence değildir. Diziler toplum psikolojisini etkiler. Kültürü etkiler. Algıyı etkiler. Özellikle gençler ve çocuklar üzerinde ciddi etkileri vardır. Bu nedenle senaristin yazdığı bir cümle, yönetmenin tercih ettiği bir sahne ya da sanat ekibinin kullandığı bir obje bazen basit bir detay olmaktan çıkar, toplumsal bir tartışmanın merkezine oturur.
Burada kimsenin düşüncesine, sanat özgürlüğüne ya da ifade hakkına düşmanlık yapılmıyor. Türkiye’de herkes barışı ister. Herkes terörün tamamen sona ermesini ister. Herkes annelerin ağlamadığı bir ülke hayal eder. Ancak “barış” adı altında terörü romantikleştiren, terör örgütlerini sempatik göstermeye çalışan ya da bilinçaltına mesaj verdiği düşünülen içerikler konusunda da toplumun dikkatli olması gerekir.
Ben şahsen bu sahnelerin tesadüf mü yoksa bilinçli bir tercih mi olduğunu bilmiyorum. İnşallah sadece yanlış anlaşılmış görsel tercihlerdir. İnşallah insanlar boş yere endişeleniyordur. Ama toplumun önemli bir kısmı aynı noktaya dikkat çekiyorsa, yapım ekibinin de çıkıp kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapması gerekir diye düşünüyorum.
Bu nedenle Uzak Şehir dizisinin yapımcılarının, senaristlerinin ve yayıncı kuruluşunun oluşan hassasiyeti görmezden gelmemesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu ülke terör yüzünden çok büyük acılar yaşadı. Bu millet evlatlarını toprağa verdi. Dolayısıyla toplumun sinir uçlarına dokunan konularda çok daha dikkatli olunmalıdır.
Temennim nettir:
Terör tamamen bitsin.
Silah tamamen sussun.
Türkiye huzur içinde olsun.
Ama bunu yaparken toplumun hafızasını yaralayacak, tartışmalı semboller üzerinden mesaj verildiği şüphesini doğuracak sahnelerden de uzak durulsun.
![]()
