Reklam Bölümü
WTHA

Bültenimize abone olun, Gündemden haberdar olun!

Abone olduğunuzda WorldTürk'ün Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş olursunuz.
CANLI YAYIN

Bir Devrin Kapanışı, Bir Çağın Açılışı

KIZILELMA VE YERLİ İRADEYE KURULAN PUSULAR

Türkiye, geçtiğimiz günlerde dünya savunma sanayii tarihine altın harflerle kazınacak bir başarıya imza attı. Bayraktar Kızılelma, tamamen yerli ve milli imkanlarla geliştirilen AESA radarı, hava-hava füzesi ve yerli link sistemiyle gökyüzünde bir hedef uçağı imha etti. Bu sadece bir mühimmatın bir metali vurması değil; insansız bir sistemin, kendi ekosistemi içinde gerçekleştirdiği dünya çapında bir “ilktir.”

Dünyanın Hayranlığına Karşı Bizimkilerin Prangaları

WorldTurk Reklam Alanı

Dünya bu başarıyı “Türkiye kendi hava muharebe ekosistemini kurdu” başlıklarıyla manşetlerine taşırken, İsrail’den Amerika’ya kadar teknoloji devleri şaşkınlık ve gıpta ile bu süreci izlerken; içerideki bir güruh, her zamanki “küçük görme” hastalığının pençesinde debeleniyor. Bazı gazeteciler ve siyasetçiler, bu muazzam teknolojik sıçramayı “profilden kaynak yapmışlar”, “tenekeden uçak yapmışlar” ya da “damat olmasaydı yapamazdı” sığlığına indirgeyerek kendi zihinsel sefaletlerini ele veriyorlar.

Bu aşağılayıcı tavır, aslında yeni bir şey değil. Bu, Devrim otomobiline benzin koymayı unutup, o projeyi “başarısızlık” olarak yaftalayan ve Türk mühendisinin dehasını 60 yıl boyunca prangaya vuran o köhne zihniyetin 21. yüzyıldaki izdüşümüdür. O gün Devrim’i öldürenler, bugün Kızılelma’nın, Gökdoğan’ın, Bozdoğan’ın ve Kağan’ın kanatlarını kırmaya çalışıyor.

“Damat” Söylemi: Başarının Arkasındaki Dehayı Perdeleme Çabası

Selçuk Bayraktar ve ekibinin başarısını sadece bir akrabalık bağına indirgemeye çalışanlar, aslında şu sorunun cevabını veremiyorlar: Eğer her şey “damat olmakla” hallolsaydı; neden dünyanın süper güçleri, milyar dolarlık bütçelerine rağmen Türkiye’nin bu alanda kurduğu oyunun gerisinde kaldı? Neden Yunanistan, F-35 siparişlerini öne çekmek için panik halinde kapı kapı dolaşıyor?

Gerçek şu ki; bu başarı bir “torpilin” değil, gecesini gündüzüne katan mühendislerin, vatansever bir iradenin ve “yapamayız” diyenlere inat “yaparız” diyen bir özgüvenin sonucudur. Kızılelma’nın ateşlediği o füze, sadece bir hedef uçağına değil, bu milletin hayallerine pusu kuran, kendi mühendisini aşağılayan, kendi ülkesinin başarısından rahatsız olan o karanlık odakların kalbine saplanmıştır.

Bırakın siyaset yapmayı! Türkiye Artık Eski Türkiye Değil

Dünyada süpersonik hıza erişebilen jet motorlu İHA üretebilen dört ülkeden biri; kendi hava-hava füzesini yapabilen yedi ülkeden biri Türkiye’dir. İsrail İHA’larına muhtaç olduğumuz, terörle mücadelede istihbarat beklediğimiz o kapıkulu günleri artık geride kalmıştır. Siyaseti, devletin bekası ve milletin gururu olan projeler üzerinden kirli bir dille yürütenler, tarih önünde “takoz koyanlar” olarak anılacaktır. Ancak Selçuk Bayraktar ve binlerce isimsiz mühendis kahraman; Türk gençliğine “biz de yapabiliriz” ilhamını aşıladıkları için, bir çağı kapatıp yeni bir çağın kapısını araladıkları için tarihin şerefli sayfalarında yer alacaklardır.

Artık kabullenmesi gerekenler kabullenmeli! BU İŞ SİYASET İŞİ DEĞİLDİR!

Haklıya hakkını teslim etmektir.

Genç mühendislerimize şan vermektir. Siyasetin kirli gözlükleriyle bu meseleye bakamayız. Türkiye sadece boraks üreten bir hammadde deposu değil; yazılımıyla, radarıyla ve insansız savaş uçağıyla dünyanın oyun kurucu gücüdür. Bu başarıyı alkışlamak için vatansever olmak yeterlidir; ancak aşağılamak için derin bir “aşağılık kompleksi” ve milli çıkarlara düşmanlık gerekir.

Son olarak şunu söylemeliyim ki!

Siyasetin Gölgesinde İstikbalimiz Çürüyor Farkında Değil misiniz?

Zihinlerimize vurulan en ağır pranga ne teknolojik yetersizlik ne de ekonomik darboğazdır; asıl felaket, memleketin her bir başarısını kendi dar iktidar ve muhalefet ajandasına kurban eden o zehirli siyaset dilidir. Bugün Kızılelma’nın kanat seslerinden bile bir kutuplaşma devşirmeye çalışanlar, aslında kendi vicdanlarının ve ufuklarının sığlığında boğulmaktadır.

Türkiye’nin önündeki en büyük engel, gökyüzüne bakan gözlerin arasına giren siyasi perdelerdir. Kendi mühendisinin alın terini, sırf “karşı mahallenin” hanesine yazılmasın diye değersizleştirmek; bir başarıyı alkışlamayı “taraf olmak” zannetmek, bu toprakların evlatlarına yapılabilecek en büyük ihanettir. Siyaset, çözüm üretmesi gereken yerde bir kör dövüşüne dönüştükçe; olan bu milletin çalınan heyecanına ve harcanan genç ömürlerine olmaktadır.

Siyaset kurumu artık aynanın karşısına geçip şu ağır soruyla yüzleşmelidir: “Siz bu ülkenin istikbaline bir tuğla mı koyuyorsunuz, yoksa yükselen her duvara bir balyoz mu vuruyorsunuz?”

Bir devrin kapandığı, insansız sistemlerin savaş tarihini baştan yazdığı bu kritik eşikte; siyasetin küçük hesapları, mühendisimizin büyük dehasının altında ezilmeye mahkumdur. Şimdi yazıyı okuyunca yine beni bir tarafa yaftalamak isteyen zavallılar çıkacaktır.

SİZLER BENİ, BİZİ, BİZLERİ ANLAMAKTA HEP GÜÇLÜK ÇEKTİNİZ!

ÇÜNKÜ GÖZLÜKLERİNİZ KİRLİ. DOĞRUYU GÖREMİYORSUNUZ.

Ancak;

Bizler, başarıyı siyasi kimliğine göre tasnif edenlerin değil; bayrağı göklerde dalgalandıranların tarafındayız. Zira siyaset gelip geçicidir, ancak gökyüzüne bırakılan o muazzam iz, ebediyen bu milletin şerefi olarak kalacaktır.

Kendi öz evladına “yapamazsın” diyenlerin utancı, “yaptık” diyenlerin gururu karşısında tarihin tozlu raflarına gömülmeye mahkumdur. Vesselam.

Loading

Bu Haberi Paylaş:
Add a comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bültenimize abone olun, Gündemden haberdar olun!

Abone olduğunuzda WorldTürk'ün Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş olursunuz.
WorldTurk Reklam Alanı