Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Yeni Yol Grubu (Gelecek-Saadet-DEVA), CHP, İYİ Parti ve DEM Parti başta Muğla olmak üzere Türkiye’deki maden ruhsatlandırma süreçlerinin araştırılması amacıyla Meclis Araştırma Önergesi verdi.
Genel Kurul’da önerge üzerine Yeni Yol Grubu adına Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün ve Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç söz aldı.
“Madenler kamuya ait ortak bir değerdir”
Yeni Yol Grubu adına konuşan Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, Türkiye’nin maden açısından zengin bir ülke olduğunu ve bu zenginliğin doğru yönetildiğinde kalkınmaya katkı sağlayabileceğini söyledi. Madenciliğe karşı olmadıklarını belirten Özdağ, doğal kaynakların yönetiminin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda hukuki ve kamu yararıyla ilgili bir mesele olduğunu ifade etti.
Özdağ, yer altı kaynaklarının herhangi bir şirketin ya da grubun değil 86 milyon vatandaşın ortak malı olduğunu belirterek, bu kaynakların tahsis edilme ve işletilme süreçlerinin şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiğini söyledi.
2022 yılından bu yana Türkiye genelinde 11 bin 549 maden ruhsatı verildiğini belirten Özdağ, bunların yalnızca 1.537’sinin açık ihale yoluyla verildiğini, geri kalan 10 bin 12 ruhsatın ise ihale dışı yöntemlerle tahsis edildiğini ifade etti. Özdağ, bu durumun kamu vicdanında soru işaretleri doğurduğunu söyledi.
Aynı dönemde Taşınmaz Komisyonu kararlarıyla tahsis edilen ve henüz ÇED süreci başlamamış en az 632 altın madeni ruhsatı bulunduğunu ifade eden Özdağ, ihale yoluyla verilen altın madeni ruhsatı sayısının ise sadece 2 olduğunu dile getirdi.
Ruhsat verilen alanların büyüklüğüne de değinen Özdağ, 2023 yılından bugüne kadar ihaleye çıkarılan maden sahalarının toplam büyüklüğünün 1 milyon 498 bin hektara ulaştığını, satışı tamamlanan sahaların büyüklüğünün ise yaklaşık 634 bin hektar olduğunu söyledi. Özdağ, bu sahaların 279’unun 1.000 hektarın üzerinde olduğunu belirtti.
Özdağ, kalkınmanın doğayı tüketerek yapılmaması gerektiğini vurgulayarak maden faaliyetlerinin hukuk içinde, şeffaf ve kamu yararı gözetilerek yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
“Maden yasası 15 kez değiştirildi”
Yeni Yol Grubu adına konuşan Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan da Maden Yasası’nın bugüne kadar 15 kez değiştirildiğini söyledi. Çalışkan, yapılan değişikliklerin işçi ölümlerini önlemek ya da kamu yararını artırmak amacıyla değil, ruhsat süreçlerini hızlandırmak amacıyla gerçekleştirildiğini savundu.
Parkların, zeytinliklerin ve meraların madencilik faaliyetlerine açıldığını ifade eden Çalışkan, maden ruhsatlarının önemli bir kısmının ihalesiz şekilde verildiğine ilişkin iddialara dikkat çekti.
Çalışkan, bu konudaki tartışmaların açıklığa kavuşması için bir Meclis komisyonu kurulması gerektiğini belirterek verilen araştırma önergesinin desteklenmesini istedi.
“Madencinin yaşamından daha değerli bir maden yoktur”
Yeni Yol Grubu adına söz alan Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün ise madenciliğin kalkınma stratejisinin bir parçası olduğunu ancak bunun iş güvenliği, çevre ve tarım alanlarının korunması pahasına yapılamayacağını söyledi.
Madencilik sektöründe iş kazalarının devam ettiğini belirten Ün, iş güvenliği yasasının uzun süredir revize edilmediğini ifade etti. Madencilik faaliyetlerinin tarım alanları üzerinde yıkıcı etkiler oluşturduğunu söyleyen Ün, kazı ve kimyasal atıkların toprakların tarım vasfını yok ettiğini dile getirdi.
Ün, şirketlerin faaliyetlerini tamamladıktan sonra geride kirlenmiş toprak ve kuruyan su kaynakları bıraktığını belirterek sürdürülebilir bir kalkınma anlayışının benimsenmesi gerektiğini ifade etti.
“Maden politikası millî çıkarları gözetmeli”
Yeni Yol Grubu adına konuşan Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç ise Türkiye’nin altın, bor, krom ve bakır gibi önemli maden rezervlerine sahip olduğunu söyledi.
Madenciliğin yapılmasına karşı olmadıklarını belirten Kılıç, ancak bu faaliyetlerin nasıl yürütüldüğü ve elde edilen kazancın kime gittiğinin önemli olduğunu ifade etti.
Son yıllarda maden ruhsatlarının hızla dağıtıldığını savunan Kılıç, yapılan düzenlemelerin kamu denetimini zayıflattığını ve yerel halkın söz hakkını azalttığını söyledi.
Kaz Dağları’nda yaşanan ağaç kesimleri ile Erzincan İliç’teki altın madeni faciasını hatırlatan Kılıç, madencilik politikalarının insan hayatı, çevre ve kamu yararı gözetilerek yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.
Kılıç, Türkiye’nin maden politikasının kısa vadeli kazançlara değil uzun vadeli millî çıkarlara dayanması gerektiğini belirterek verilen grup önerisini desteklediklerini ifade etti.



