WTHA

Bültenimize abone olun, Gündemden haberdar olun!

Abone olduğunuzda WorldTürk'ün Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş olursunuz.
CANLI YAYIN

Saadet Partisi Denizli İl Başkanı Av. Abdullah Özeren: “Çıraklıkta Geçen Yıllar Yok Sayılamaz”

Saadet Partisi Denizli İl Başkanı Av. Abdullah Özeren: “Çıraklıkta Geçen Yıllar Yok Sayılamaz”

Saadet Partisi Denizli İl Başkanı Av. Abdullah Özeren, meslek lisesi ve çıraklık dönemlerinde yapılan sigorta girişlerinin emeklilik başlangıcı olarak kabul edilmemesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özeren, meslek öğrenirken fiilen üretime katılan ve çalışma hayatının riskleriyle karşı karşıya kalan vatandaşların yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini belirterek, geçmişteki sigorta kayıtlarının dikkate alınmasını ve eksik primlerin hakkaniyetli bir borçlanma modeliyle tamamlanabilmesini sağlayacak bir düzenlemenin değerlendirilmesini istedi.

Üretimin İçinde, Emeklilik Hesabının Dışında

Türkiye’de uzun yıllardır çözüm bekleyen sosyal güvenlik sorunlarından biri, meslek lisesi ve çıraklık dönemlerinde yapılan sigorta girişlerinin emeklilik başlangıcı olarak kabul edilmemesi. Meslek lisesi öğrencileri ve çıraklar, eğitimlerinin bir bölümünü işletmelerde geçirerek meslek öğreniyor ve fiilen üretimin içinde yer alıyor. İşyerlerinin çalışma düzenine dahil olan bu gençler, makine ve ekipmanlarla çalışırken iş kazası ve meslek hastalığı riskleriyle de karşı karşıya kalıyor.

Buna rağmen bu dönemlerde yapılan sigorta girişleri, uzun vadeli sigorta kollarını kapsamadığı için emeklilik hesabında başlangıç olarak değerlendirilmiyor. Böylece kişinin adına bir sigorta kaydı bulunmasına rağmen bu kayıt, emeklilik bakımından beklenen sonucu doğurmuyor.

WorldTurk Reklam Alanı

Saadet Partisi Denizli İl Başkanı Av. Abdullah Özeren ile konuya ilişkin yapılan değerlendirmede, çıraklık ve mesleki eğitim dönemlerinde çalışarak üretime katkı sunan vatandaşların yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi gerektiği vurgulandı.

Yıllardır Devam Eden Bir Mağduriyet

Sorunun yeni olmadığına dikkat çekilirken, sosyal güvenlik mevzuatında yıllar içerisinde yapılan değişikliklerin çırak ve meslek lisesi öğrencilerinin sigortalılık statüsünü farklılaştırdığı ifade ediliyor. Özellikle sigorta başlangıç tarihinin emeklilik şartlarının belirlenmesinde önemli hale gelmesiyle birlikte, geçmişte çıraklık veya mesleki eğitim kapsamında yapılan sigorta girişlerinin uzun vadeli sigorta başlangıcı sayılmaması daha ciddi sonuçlar doğuruyor.

Buradaki temel tartışmanın yalnızca erken emeklilik meselesinden ibaret olmadığına işaret edilirken, fiilen verilen emeğin sosyal güvenlik sisteminde karşılık bulması gerektiği belirtiliyor.

Bir genç işyerinde bulunuyor, üretime katılıyor ve çalışma hayatının riskleriyle karşılaşıyorsa, bu dönemin sosyal güvenlik bakımından nasıl değerlendirileceğinin hakkaniyetli ve açık bir sisteme kavuşturulması gerektiği ifade ediliyor.

Mesleki Eğitimin Geleceği Açısından da Önemli

Türkiye sanayide ve üretimde nitelikli insan gücüne ihtiyaç duyuyor. Otomotivden makine imalatına, enerjiden elektrik-elektroniğe kadar birçok sektör, mesleki eğitimle yetişen insan kaynağına dayanıyor.

Bu nedenle konu, yalnızca geçmişte çıraklık yapmış vatandaşların emeklilik meselesi olarak görülmüyor. Aynı zamanda mesleki eğitime duyulan güveni de ilgilendiriyor.

Gençler mesleki eğitime yönlendirilirken sosyal güvencelerinin güçlü olması gerektiğine dikkat çekiliyor. Mesleki eğitimin işletmelere ucuz işgücü sağlayan bir sistem olmaması gerektiği belirtilerek, gençleri meslek sahibi yapan, üretime hazırlayan ve geleceklerini güvence altına alan bir yapıya kavuşturulması isteniyor.

Ne Yapılmalı?

Geçmişte oluşan mağduriyetlerin ve bugün devam eden sistemin birlikte ele alınması gerektiği belirtiliyor. Bu kapsamda öncelikle geçmişte çıraklık ve mesleki eğitim kapsamında sigorta kaydı bulunan vatandaşların durumlarının tespit edilmesi isteniyor.

Fiilen çalışılan dönemlerin ve mevcut sigorta kayıtlarının dikkate alınması, eksik uzun vadeli sigorta primlerinin hakkaniyetli bir borçlanma modeliyle tamamlanmasına imkân sağlayacak bir düzenlemenin değerlendirilmesi öneriliyor.

Bunun yanında gelecekte aynı mağduriyetlerin yaşanmaması için bugünün çıraklarının ve mesleki eğitim öğrencilerinin sosyal güvenlik kapsamının yeniden ele alınması gerektiği vurgulanıyor. İş sağlığı ve güvenliği, çalışma süreleri, ücret ve sosyal haklar konusunda denetimlerin güçlendirilmesi de çözüm önerileri arasında yer alıyor.

Saadet Partisi’nin Yaklaşımı: Emek, Alın Teri ve İnsan Değerlidir

Saadet Partisi olarak meselenin yalnızca emeklilik yaşı ve prim günü üzerinden değerlendirilmediği ifade ediliyor. Bu yaklaşımda emeğin, alın terinin ve insanın değerli olduğu vurgulanıyor.

“Önce Ahlâk ve Maneviyat” anlayışının çalışma hayatında emeğin hakkının korunmasını da gerektirdiğine dikkat çekiliyor. Gençlerin üretime kazandırılırken güvencesiz bırakılmasının kabul edilemeyeceği belirtiliyor.

Türkiye’nin mesleki eğitim sisteminin temel amacının ucuz işgücü oluşturmak değil; ahlaklı, nitelikli, meslek sahibi ve geleceğe güvenle bakan gençler yetiştirmek olması gerektiği ifade ediliyor.

Bu nedenle geçmişte oluşan mağduriyetlerin hakkaniyetli biçimde giderilmesi, mevcut sistemin yeniden düzenlenmesi ve gelecek nesiller açısından aynı sorunun tekrar ortaya çıkmasının engellenmesi gerektiği dile getiriliyor.

“Çıraklıkta Geçen Yıllar Yok Sayılamaz”

Türkiye’de yıllardır çözüm bekleyen önemli bir sosyal güvenlik meselesi bulunduğuna dikkat çekilerek, meslek lisesinde okurken veya çıraklık eğitimi alırken işyerlerinde çalışan, üretime katılan ve adına sigorta kaydı oluşturulan vatandaşların bu dönemlerinin emeklilik başlangıcı olarak kabul edilmemesi eleştiriliyor.

Geçmişte fabrikalarda, atölyelerde ve işletmelerde çalışan, meslek öğrenen ve üretime katkı sunan vatandaşların bugün o yılların emeklilik hesabında karşılık bulmamasının mağduriyetini yaşadığı belirtiliyor. Bu kişilerin çalışma dönemlerinde iş kazası ve meslek hastalığı riskleriyle karşı karşıya kaldığı hatırlatılıyor.

Millî Görüş anlayışının temelinde insanın bulunduğu ifade edilerek, üretimin merkezine sermayenin değil insanın, çalışma hayatının merkezine ise hakkın ve adaletin konulması gerektiği vurgulanıyor.

“Önce Ahlâk ve Maneviyat” anlayışının; işçinin alın terini korumak, çırağın emeğini gözetmek ve hak sahibine hakkını teslim etmek anlamına geldiği belirtiliyor.

Gençlere “Meslek öğren, üretime katıl, ülken için çalış” deniliyorsa, onların emeklerinin ve geleceklerinin güvencesinin de sağlanması gerektiği ifade ediliyor. Mesleki eğitimin gençleri ucuz işgücü olarak gören bir sistem değil, onları meslek sahibi yapan ve geleceğe güvenle hazırlayan bir yapı olması gerektiğinin altı çiziliyor.

Bu kapsamda, geçmişte çıraklık ve mesleki eğitim sırasında sigorta kaydı bulunan vatandaşların durumlarının hakkaniyetli biçimde ele alınması isteniyor. Fiilen çalışılan dönemlerin ve mevcut kayıtların dikkate alınması, eksik uzun vadeli sigorta primlerinin uygun bir borçlanma modeliyle tamamlanmasına imkân sağlayacak bir düzenlemenin değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Ancak yalnızca geçmişte yaşanan mağduriyetlerin giderilmesinin yeterli olmayacağına da dikkat çekiliyor. Bugünün çıraklarının ve meslek lisesi öğrencilerinin sosyal güvencelerinin güçlendirilmesi, iş sağlığı ve güvenliğinden çalışma şartlarına, ücretlerden sosyal haklara kadar bütün sistemin yeniden ele alınması gerektiği ifade ediliyor.

Açıklamada emeğin, alın terinin ve insanın değerli olduğu vurgulanarak, devletin görevinin emeği görmezden gelmek değil, emeğin hakkını korumak olduğu belirtiliyor. Bunun sosyal devlet olmanın gereği olduğu kaydediliyor.

Geçmişte oluşan mağduriyetlerin hakkaniyetli biçimde giderilmesi, mevcut sistemin yeniden düzenlenmesi ve gelecek nesillerin aynı sorunlarla karşılaşmaması çağrısı yineleniyor.

Bu Haberi Paylaş:

Bültenimize abone olun, Gündemden haberdar olun!

Abone olduğunuzda WorldTürk'ün Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş olursunuz.
WorldTurk Reklam Alanı