Hiç şüphesiz Atatürk 20. Yüzyılın en önemli devlet adamlarından biridir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuş ve şekillendirmiştir. Çağının en büyük ulus-yaratıcısıdır. Ülkesini 20. Yüzyıldan 21. Yüzyıla taşıyan belki de tek liderdir.

Anti-emperyalistti. Hümanisti. Yetenekli bir komutan, zeki bir politikacı ve son derece gerçekçi bir devlet adamıydı. Hepsinden öte, aydınlanma çağının bir insanıydı. Sadece bir asker ve devlet adamı değil; aynı zamanda çok yönlü, kültürlü ve insani özellikleri güçlü bir liderdi. Atatürk’ün özel hayatı, onun insani yönlerini ve kişisel tercihlerini anlamak açısından oldukça önemlidir. Türk ulusal mücadelesine önderlik etti ve tarihteki yerini bu direnişi başarıyla yöneterek kazandı. Ülkesine, daha önce hiç bilmediği, barış ve huzuru getirdi.
Dolayısıyla Türkiye Atatürk’tür, Atatürk de Türkiye’dir. Bu anlamda Atatürk’te anlaşmak, Atatürk’te buluşmak, Atatürk’te kaynaşmak, Atatürk’te çoğalmak, Atatürk’te büyümek, Atatürk’te güçlenmek, Atatürk’te yücelmek Atatürk’te ölümsüzleşmek, Atatürk’te bayraklaşmak ödün verilmez ilke olmalıdır, Türk milleti için. Çünkü Atatürk Türk milleti için ortak bir değerdir.
Atatürk’ün Kitap Sevgisi ve Okuma Alışkanlığı
Atatürk, hayatı boyunca yaklaşık, bugün pek çok akademisyenin bile okumakta zorlandığı, 4.000 kitap okumuş ve bu kitaplar onun düşünce dünyasını şekillendirmiştir. Okuduğu eserler çok geniş bir yelpazeye yayılır: tarih, siyaset, felsefe, edebiyat, bilim, hukuk ve askeri strateji.
Bir dünya lideri olan Atatürk, hayatı boyunca bilime ve kitaba olan önemi vurgulamış ve bunu yaşamına yansıtmıştır. Hayatının çoğu cephelerde geçmiş olmasına rağmen kitaplarını yanından ayırmamıştır. Sadece öğrenim hayatı değil idari hayatı boyunca da kitap okumak ve araştırmaktan hiçbir zaman vazgeçmemiştir. Atatürk sadece okumakla kalmamış, tecrübelerini ve bilgi birikimlerini gelecek nesillere yansıtmak amacıyla kitaplar da yazmıştır. Bunlardan en bilinenleri Nutuk ve Geometri kitabıdır. Atatürk gerek milli mücadele dönemindeki liderliği sırasında gerekse Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş dönemindeki görevleri sırasında kitaplardan edindiği bilgi ve tecrübeleri mesleğine yansıtmıştır.
Mustafa Kemal’in iyi bir kurmay subay olarak yetişmesinin ötesinde, ülkesinin geleceğini düşünen bir aydın, ona bağımsızlığını kazandıracak ulusal bir savaşın lideri, bilim ve tekniğin son verilerine dayalı yeni bir devletin kurucusu ve her alanda çağdaşlaşmaya yönelik bir devrimin planlayıcısı ve uygulayıcısı, özetle ATATÜRK olmasını sağlayan etkenler arasında en büyük payı, okul sıralarında başlayarak son nefesini verinceye kadar sürdürdüğü okuma tutkusu almaktadır. Bu tutkuda onun yalnızca eline aldığı sayfaları okuyup tüketen biri değil, kendisinin kültür tanımında vurguladığı gibi, okuduklarını değerlendiren, onları daha önce okudukları ile bütünleştirip senteze ulaşabilen ve zekâsını eğiten bir düşünür olduğu dikkati çekmektedir.”
Çanakkale cephesinde bile İstanbul’daki arkadaşlarından kitap göndermelerini istemiştir. Çok sevdiği ve etkilendiği kitaplar arasında,Reşat Nuri Güntekin’in “Çalıkuşu” romanı, ki başucu kitabı olmuş, cephede bile yanından ayırmamıştır. Grigory Petrov’un Finlandiya’nın kalkınma hikâyesini anlatan “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” başlıklı eseri, Atatürk tarafından askeri okulların müfredatına dahil edilmiştir. Jean-Jacques Rousseau’nun “Toplum Sözleşmesi” kitabı Atatürk’ün siyasi düşüncesini etkileyen temel eserlerden biridir.
Atatürk’ü çok iyi tanıyan yakın arkadaşı ve son Başbakanı Celal Bayar, Atatürk’ün okumaya olan düşkünlüğünü şöyle anlatıyor:
“O’nun huzuruna çıktığımda umumiyetle ya okuyor ya da yazıyor oluyordu. Yerli-yabancı bütün yazarları okur, edindiği bilgileri kafasında yoğurur ve Türk milleti için en faydalı şekle sokar ve uygulardı. Öyle bir dahi idi ki, ben her şeyi ondan öğrendim. O benim öğretmenimdi. Bu konuda beni son derece duygulandıran bir olayı da anlatmalıyım. Hastalığının son dönemleri idi. Kendisine Hükümet çalışmaları hakkında bilgi arz ettikten sonra bir emriniz var mı efendim diye sorduğumda bana dedi ki: “Celal Bey, geçenlerde Fransa’ya kitap sipariş etmiştik, hala gelmedi, lütfen ilgilenin.” Şu büyük insandaki okuma aşkına bakınız, hasta yatağında benden kitapları soruyordu.”
Bayar’ın verdiği bilgileri doğrulayan Afet İnan “Medeni Bilgiler” kitabında Atatürk’ün bilgeliği ile ilgili şu açıklamayı yapmıştır: “Atatürk çok okuyan ve araştıran bir insandı. Okuduğu konularda ülkemizde bilgi sahibi hangi şahsiyetler var ise onları Çankaya’da sofrasına davet eder ve onlarla tartışırdı. Kısaca Atatürk’ün sofrası bir nevi konuların tartışıldığı bir akademi idi.”
İngiltere Kralı’nın Atatürk’e Kitap Hediyesi
İngiltere tahtına 1936 yılında 6. George geçti. Yeni kral kardeşi 8. Edward’ın istifası üzerine takta çıkmıştı. 8. Edward 1934 yılında Türkiye’yi ziyaret etmişti. Yeni Kral 6. George Atatürk Türkiye’sine büyük değer veriyordu. Özellikle yaklaşan II. Dünya Savaşı öncesi Türkiye ile sıcak ilişkiler içinde olmayı arzu ediyordu. Bu amaçla Atatürk’e anlamlı bir hediye vermek istiyordu. İngiliz Kralı’nın vereceği hediye, önemle seçilmiş insanlara verien bol pırlanta ve elmaslarla süslenmiş “Diz Bağı Nişanı” olabilirdi. Bu amaçla İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Percy Loreine haberdar edildi. Uzun süredir Türkiye’de bulunan Büyükelçinin Atatürk’ü yakından tanıdığı ve dostluklarının olduğu biliniyordu. Büyükelçi hükümetini uyarıyor; “sakın böyle bir şey yapmayın, kabul etmez. Yabancı bir ülkenin nişanını takmaz. Kıymetli taşlarla bezenmiş pahalı hediyelere karşıdır. Beni kiminle karıştırıyorsunuz diye tepki gösterir. Hatta ilişkileri geliştirelim derken, tehlikeye bile atabilirsiniz!” der.
Hediye konusuna bir çözüm arayışına girilir. Bunun için ilgililerin hepsinin katıldığı bir toplantı düzenlenir. Atatürk’e; Oxford veya Cambridge üniversitelerinin, barış konusunda tüm dünyaya yaptığı katkısı sebebiyle “doktora” payesi verilmesi gündeme gelir. Her iki üniversitenin rektörü de memnuniyetle derler. Büyükelçi her iki rektörlere bunu nerde vermeyi düşünüyorsunuz diye sorar. Her iki rektör de üniversitelerinin tarihi geçmişlerine güvenerek, elbette üniversitemizde diye cevap verirler. Büyükelçi Loraine, “gelmez ki” der. Bunun üzerine Kral, “iyi de ne yapalım ne verelim” diye sorar. Büyükelçi “kitap verin, onu büyük bir keyifle alır” der. Kral, bunun zerine büyük bir jest yapmaya karar verir ve Çanakkale Savaşları’nda bulunmuş iki tarihçi generale, “Gelibolu Savaşları” diye bir kitap yazmalarını, bu kitapta Mustafa Kemal’e nasıl mağlup olduklarını yazmalarını ister. Bu kitap yazılır. Ve,
“Büyük Bir Komutan, Asil Bir Düşman ve Alicenap Bir Dost Şerefine, Türkiye Cumhuriyeti Reisi Gazi Mustafa Kemal Hazretlerine, Haşmetli Büyük Britanya Kralı’nın Hükümeti Tarafından Takdim Edilmiştir.” Yazısı ile takdim edilir.
“Gallipoli War” yani “Gelibolu Savaşı” adlı kitabın orijinali Anıtkabir’ de bulunmaktadır.
Kısaca, sonuç olarak,
Ortaokula gelene kadar Mustafa’ydı…
Matematik yeteneğiyle Mustafa Kemal oldu…
Emperyalizmi dize getirdi, Gazi Mustafa Kemal oldu…
Yüzlerce yılın kökleşmiş alışkanlık ve geleneklerini yıktı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk oldu…
Türk halkı ona, “Atatürk” dedi.
Türkiye’de doğan ve parlayan yıldız, bize izleyeceğimiz yolu gösterdi, “Fikrimizin Rehberi” oldu…
Son olarak, liderlerin ve devletlerin dünyadaki saygınlığı liderlerin kendisine bağlıdır.
Daha fazla haber için belediyeler bölümünü ziyaret ediniz…
Farklı haberler için youtube, facebook, x sosyal medya hesaplarımızı takip ediniz…
