WTHA

Bültenimize abone olun, Gündemden haberdar olun!

Abone olduğunuzda WorldTürk'ün Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş olursunuz.
CANLI YAYIN

Suat Kılıç: ‘FON’lanan 20 milyar dolarla en az 1 milyon gence iş sağlanabilirdi!

Suat Kılıç: ‘FON’lanan 20 milyar dolarla en az 1 milyon gence iş sağlanabilirdi!


Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Türkiye’de 5 milyonu aşkın “ev genci” bulunduğunu belirterek fon dolandırıcılığındaki söz konusu olan 20 milyar dolarlık zararla en az 1 milyon gence istihdam sağlanabileceğini savundu. Kılıç, “Bu ülke eğer fakirse parası olmadığı için fakir değil, paramız fonlandığı için fakir. İşsiz gençlerimizi iş sahibi yapmak için kaynak bulunamıyorsa, paramız olmadığı için değil, paramız fonlandığı için bulunamıyor.” dedi.



Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Genel Başkan Dr. Fatih Erbakan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından parti genel merkezinde açıklamalarda bulundu.

WorldTurk Reklam Alanı

Kılıç, MYK toplantısında Türkiye ve dünya gündeminin değerlendirildiğini belirterek anayasa çalışmaları, partinin ziyaret ve etkinlik programları, fon krizi ve 2027 yılı bütçe teklifine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Kılıç, açıklamasının ardından Azerbaycan’daki başörtüsü yasağı tartışmaları ve Mekke Anlaşması’na ilişkin soruları yanıtladı.


Yeni anayasa çalışmasının özü: Adalet, çoğulculuk ve hukukun üstünlüğü

MYK toplantısında anayasa çalışmalarının da ele alındığını belirten Kılıç, Hukuk İşleri Başkanı İbrahim Gök’ün konuya ilişkin bir sunum gerçekleştirdiğini bildirdi.

Yeni anayasa çalışmalarının özünü toplumsal barış, çoğulcu demokrasi, katılımcı yönetim, kuvvetler ayrılığı ve hukukun üstünlüğünün korunması olarak açıklayan Kılıç, emeğin hakkının gözetildiği, fırsat eşitliğinin sağlandığı, gelir ve servet dağılımında adaletin esas alındığı bir ekonomik ve sosyal düzen hedeflediklerini belirtti.

Her türlü sömürü ve haksızlığın önlenmesini amaçladıklarını ifade eden Kılıç, anayasa çalışmalarının yaklaşımını şu sözlerle anlattı:

“Toplumsal farklılıkları ülkemizin zenginliği ve gücü kabul ederek tüm fertlerin huzur ve mutluluğunu gözetmek, herkesi barış, hoşgörü, sevgi ve saygı içinde toplumun bütün renkleri ve farklılıklarıyla bir arada yaşatmak, Türkiye Cumhuriyeti’ni dünya devletleri arasındaki tarihî ve güçlü konumuna yeniden taşımak ve adaletli bir dünya düzeninin kurulmasına katkı sağlamak. Yeni anayasa çalışmamızın özünü sizlere bu şekilde ifade etmiş oluyorum.”


Necmettin Erbakan, doğumunun 100. yılında Konya’da anılacak

Kılıç, 31 Ekim 2026’da Konya’da “Necmettin Erbakan 100 Yaşında” programının düzenleneceğini açıkladı.

“Asra Yön Veren Lider 100 Yaşında” temasıyla gerçekleştirilecek programda, Millî Görüş Hareketi’nin kurucusu Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın doğumunun 100. yıl dönümünde anılacağını belirten Kılıç, şunları söyledi:

“Millî Görüş Hareketi’nin kurucusu Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamızı doğumunun 100. yıl dönümünde fikirleri, eserleri, birikimleri, siyasal mirası, manevi mirasıyla birlikte tüm kazanımlarıyla yâd etmek, anlatmak ve anlamak üzere farklı sosyal, siyasal ve toplumsal kesimlerle 31 Ekim 2026 tarihinde Konya’da bir büyük buluşma gerçekleştireceğiz.”


Yeniden Refah Partisi, 23-24 Ekim’de Diyarbakır’da olacak

Genel Başkan Dr. Fatih Erbakan liderliğinde 23-24 Ekim’de Diyarbakır’da “Anadolu Buluşmaları” programını gerçekleştireceklerini bildiren Kılıç, cuma günü kentin tüm ilçelerinde MYK üyelerinin katılımıyla esnaf, sivil toplum kuruluşları ve medya ziyaretleri yapılacağını söyledi.





“Geç gelen doğru karar ama eksik karar”

Fon meselesinin partilerinin öncelikli ve sürekli gündemi olduğunu vurgulayan Kılıç, olayın 33. gününde Cumhurbaşkanı tarafından Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) mevcut ve önceki başkanlarının görevden alındığını söyledi.

Kararı, “Geç gelen doğru karar. Doğru ama eksik karar.” sözleriyle değerlendiren Kılıç, diğer sorumluluk makamlarındaki bürokratların görevlerini sürdürdüğünü belirterek şöyle konuştu:

“Niye eksik karar? İMKB Başkanı yerinde. MKK Başkanı yerinde. Takasbank Genel Müdürü yerinde. Yani SPK’nın mevcut ve eski başkanı, sorumlulukları olduğu için 33. günde de olsa görevden alındılar fakat diğer sorumluluk makamındaki bürokratlar hâlâ görevlerinin başındalar.”

Olayda sorumluluğu bulunan siyasetçi ve bürokratların tamamının açığa alınması, sorumluların sıralı olarak açıklanması ve kaçırılan paraların iadesinin sağlanması gerektiğini ifade eden Kılıç, bunlar yapılmadan fon krizinden çıkılmasının mümkün olmadığını savundu.


“Vatandaş bu kurumlara ve başındaki bürokratlara güvendi”

Hükûmet yetkililerinin fon krizinden söz ettiğini ancak ana paraların ödenmesi konusunda somut bir adım atılmadığını belirten Kılıç, şunları kaydetti:

“Ödeyeceğiz diyorlar ama ödemiyorlar. Fon yasası Meclis’e geldi ama kafalar karışık. Vatandaş bu fonlara para yatırdı mı? Yatırdı. Kime güvendi? Tabii ki devlete güvendi de yatırdı. İMKB devlettir. BDDK devlettir. SPK devlettir. TMSF devlettir. Takasbank devlettir. Bütün bu düzenleyici, denetleyici kuruluşlar devlete duyulan güvenin eşikleridir, aşamalarıdır. Vatandaş bu kurumlara ve bu kurumların başındaki bürokratlara güvenmiştir.”

Devletin hem suç işleyenlerden hesap sorması hem de mağdurların parasını hesaplarına yatırması gerektiğini vurgulayan Kılıç, “Devlet hem soyguna göz yuman bürokratlardan hesap sormak hem de soyguna maruz kalan vatandaşın ana parasını hesabına yatırmak zorundadır.” ifadesini kullandı.


“20 milyar dolarla en az 1 milyon gence istihdam sağlanabilirdi”

Türkiye’de 5 milyonu aşkın “ev genci” bulunduğunu ifade eden Kılıç, gençlerin iş ve aş talep ettiğini söyledi. “Oğluma, kızıma iş bulun.” diyen anne ve babaların mesajlarının kendilerine ulaştığını belirten Kılıç, iktidar mensuplarına da aynı taleplerin ulaşıp ulaşmadığını sordu.

Fon kriziyle ilişkilendirdiği 20 milyar dolarla bu gençlerin en az 1 milyonuna istihdam imkânı sağlanabileceğini savunan Kılıç, şöyle devam etti:

“Bu ülke eğer fakirse parası olmadığı için fakir değil, paramız fonlandığı için fakir. İşsiz gençlerimizi iş sahibi yapmak için kaynak bulunamıyorsa, paramız olmadığı için değil, paramız fonlandığı için bulunamıyor.”

Her gün telefonlarına “Kiramı ödeyemiyorum.” mesajlarının geldiğini dile getiren Kılıç, bu mesajların iktidar mensuplarına da ulaşıp ulaşmadığını sordu.

Asgari ücretin 28 bin lira, en düşük emekli aylığının ise 23 bin 500 lira düzeyinde kaldığını belirten Kılıç, asgari ücretin açlık sınırının altında olmasını, emeklilerin açlık sınırı altında geçinmeye çalışmasını ve kiralarını ödeyememesini kaynak yokluğuyla açıklamanın mümkün olmadığını savundu. Kılıç, bu durumun “Türkiye’nin parası olmadığından değil, Türkiye’nin parası fonlandığından” kaynaklandığını ileri sürdü.

Kılıç, “Sussak gönül razı değil, söylesek tesiri yok. O nedenle söylediklerimize geniş toplumsal katmanları katılmaya, sahip çıkmaya, destek vermeye davet ediyoruz.” dedi.


“İktidar, vatandaştan toplayacağı her 100 liralık verginin 20 lirasını faize verecek”


2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulduğunu hatırlatan Kılıç, teklifi “tam manasıyla bir borç, faiz bütçesi” olarak değerlendirdi.

Teklifte giderlerin 27,27 trilyon lira, dolar karşılığının 486 milyar dolar; gelirlerin ise 23,41 trilyon lira, dolar karşılığının 417 milyar dolar olduğunu ifade eden Kılıç, bütçe açığının 3,87 trilyon lira, yani 69,1 milyar dolar olarak öngörüldüğünü söyledi.

Açığın finansmanına ilişkin değerlendirmesinde 3,88 trilyon lira rakamını kullanan Kılıç, bu tutarın net borçlanmayla kapatılacağını belirterek “Yani 2027 yılında da Türkiye Cumhuriyeti’nin ve 86 milyonun borçları, bütün faiz ödemelerine rağmen azalmayacak, artacak.” diye konuştu.

Faiz giderlerinin 3,97 trilyon lira, yani 70,9 milyar dolar olduğunu belirten Kılıç, şunları söyledi:

“2027 yılında 70,9 milyar dolar faiz ödemesi yapacağız. Buna rağmen bütçemiz açık verecek ve bu açığı yeni borçlar alarak kapatacağız. Yani borçlarımız azalmayacak, artacak maalesef. Geçen yıla göre faiz ödemeleri 14,7 milyar dolar artıyor. İktidar, vatandaştan toplayacağı her 100 liralık verginin 20 lirasını faiz ödemelerine ayıracağını Meclis’e gönderdiği bütçe kanununda açık açık anlatıyor.”


“Bu yoklukta imtiyazlı holdinglere 2.5 trilyon vergi kıyağı…”


Kılıç, bütçede imtiyazlı holdinglere yaklaşık 2,5 trilyon liralık vergi avantajı sağlanacağını ileri sürerek “Bu yoklukta imtiyazlı holdinglere yapacakları yaklaşık 2,5 trilyon liralık vergi kıyağı da gözümüzden kaçmıyor.” dedi.

Bütçenin “rakamları kadar yalanlarının da dikkat çektiğini” savunan Kılıç, 2027 yılı için yıl sonu enflasyon hedefinin yüzde 21, toplanacak vergilerdeki net artış hedefinin ise yüzde 35,6 olduğunu ifade etti.

“Vergiler yüzde 35,6 artarken enflasyondaki artışın yüzde 21’de kalması mümkün mü? Tabii ki değil.” diyen Kılıç, vergi artışı hedefinin enflasyonun 2027 yılında da gerilemeyeceğini gösterdiğini savundu.

Kılıç, “Dolayısıyla 2026 bütçesi gibi 2027 yılı bütçesi de maalesef bir borç, faiz, zam, vergi bütçesidir.” ifadesini kullandı.


“Faize ayrılan kaynak, istihdama ayrılan payın 9,1 katı”


Faiz giderlerine ayrılan kaynağı diğer bütçe programlarıyla karşılaştıran Kılıç, bu tutarın tüm millî eğitim programlarına ayrılan payın 1,3 katı, sağlık programlarına ayrılan payın 1,9 katı, yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlara ayrılan payın 4,8 katı olduğunu söyledi.

Faiz ödemeleri için kullanılacak kaynağın tarım ve kırsal kalkınmaya ayrılan payın 4,9 katına, istihdama ayrılan payın 9,1 katına, sanayi, üretim ve yatırım desteklerine ayrılan payın ise 16 katına ulaştığını belirten Kılıç, şöyle konuştu:

“Yani Türkiye yine sağlığa değil, eğitime değil, yoksullukla mücadeleye değil, istihdam programlarına değil, sanayileşmeye değil, maalesef faiz borçlarının ödenmesine çalışacak. Faize ayrılan kaynaklar içimizi acıtıyor. Paralar faize gidince vatandaşa hizmet etmek için kaynak kalmıyor.”


“Gençliğe ayrılan pay, bütçenin on binde altısı”

Bütçede sosyal alanlara ayrılan kaynaklara da değinen Kılıç, bağımlılıkla mücadeleye ayrılan payın toplam bütçenin on binde 7’si, ailenin korunması ve güçlendirilmesine ayrılan payın binde 1,1’i, çocukların korunması ve gelişiminin sağlanmasına ayrılan payın ise binde 2,8’i olduğunu ifade etti.

Gençliğe ayrılan payın bütçenin on binde 6’sı düzeyinde kaldığını belirten Kılıç, “Beş buçuk milyon ev genci var ve gençliğe ayrılan pay toplam bütçenin sadece on binde altısı.” dedi.

İnsan haklarına ayrılan payın da bütçenin yüz binde 5’i olduğunu söyleyen Kılıç, 2027 bütçesinin de önceki bütçeler gibi “borç, faiz, zam ve vergi bütçesi” olduğunu yineledi.


“İktidarın bütçesinde emeklimiz, emekçimiz, gençlerimiz yok”


Bütçenin toplumun ihtiyaçlarına karşılık vermediğini savunan Kılıç, şu değerlendirmede bulundu:

“İktidarın bütçesinde emeklimiz yok, emekçimiz yok, memurumuz yok, köylümüz ve çiftçimiz yok, çocuklarımız, gençlerimiz, işsizlerimiz yok, ailelerimiz yok, sanayicimiz ve esnafımız yok.”

Kılıç, “25. faiz bütçesi” olarak nitelendirdiği 2027 bütçesinin Türkiye’nin son “borç, faiz, zam ve vergi bütçesi” olması temennisinde bulunarak şunları kaydetti:

“Yine ümit ederiz ki bundan sonraki bütçe Millî Görüş kadroları tarafından hazırlanacak denk bütçe olsun, havuz sistemini getirsin, kamu tek hesabına geçilsin. Türkiye faiz kıskacından, prangasından bir yıl içinde kurtuluversin.”


“Eleştiri, tutuklanmanın ve yargılanmanın konusu olamaz”

Açıklamasının ardından Azerbaycan’daki başörtüsü yasağı tartışmalarına ilişkin bir soruyu yanıtlayan Kılıç, Türkiye’nin demokratik meşruiyetin ve çoğulculuğun egemen olduğu demokratik bir ülke olduğunu, en azından kural ve ilke olarak bu istikamette bulunulduğunu söyledi.

Sosyal medyada yapılan, yazılan ve yayımlanan eleştiriler nedeniyle insanların tutuklanmasının kabul edilemeyeceğini belirten Kılıç, şu ifadeleri kullandı:

“Sosyal medyada yapılan, yazılan, yayımlanan eleştirilerden dolayı Türkiye’de birilerinin tutuklanması, hapse atılması, demir parmaklıklar ardına kapatılması söz konusu bile olmayacaktır, olmamalıdır. Ben şurada dakikalardır fon krizi üzerinden hükûmete yönelik eleştirilerde bulunuyorum. Türkiye’deki fikir sahibi insanlar başka bir ülkede yapılan uygulamayı da eleştirebilirler. Eleştiri, tutuklanmanın, yargılanmanın konusu olamaz, olmamalıdır. Bunu net olarak ifade ediyorum.”

“Azerbaycan’daki yasakçı anlayış terk edilmelidir”

Azerbaycan’daki başörtüsü yasağından endişe ve kaygı duyduklarını belirten Kılıç, Türkiye’nin 1990’lı yıllarda benzer bir deneyim yaşadığını hatırlattı.

Kız çocuklarının üniversite kapılarından geri çevrildiğini, imam hatip mezunlarının üniversitelere girişini engellemek amacıyla katsayı uygulamasının hayata geçirildiğini söyleyen Kılıç, bu uygulamayı “ucube program” olarak nitelendirerek Türkiye’nin beyin gücünün yıllarca sekteye uğratıldığını ifade etti.

Kılıç, şöyle devam etti:

“Yazıktır, günahtır. Bir ülke, başı açık ya da kapalı olsun, erkek ya da kadın olsun, kendi evlatlarına, kendi nesline yasaklarla istikamet vermemelidir. Yasaklarla bir nesli heba etmemelidir. Bu temennimizdir. Çünkü Azerbaycan bizim için dost ve kardeş bir ülkedir. ‘İki devlet, bir milletiz.’ diyoruz her zaman, her zeminde. Yine bu kimliği, bu değeri korumaya devam ediyoruz. Bu yasakçı anlayış Azerbaycan’da terk edilmelidir, edilebilmelidir.”

Cumhurbaşkanı’nın başdanışmanıyla ilgili bir talep bulunduğuna ilişkin bilgi sahibi olmadığını belirten Kılıç, bu nedenle değerlendirme yapamayacağını söyledi. Kılıç, söz konusu kişinin Azerbaycan’daki bazı sosyal medya aktörleri tarafından hedef alındığını kendisinin de sosyal medyada gördüğünü ifade etti.

“Mekke’deki güç birliği İsrail için koruma kalkanına dönüştürülmemelidir”


Mekke Anlaşması’na ilişkin kanun teklifinin TBMM’ye sunulmasıyla ilgili soruyu da yanıtlayan Kılıç, konuya ilişkin kaygılarını daha önce dile getirdiklerini, Genel Başkan Dr. Fatih Erbakan’ın da bu yönde açıklamalarda bulunduğunu hatırlattı.

Müslüman ülkelerin askerî varlıklarının başka Müslüman ülkeleri hedef alacak şekilde kullanılmasını doğru bulmadıklarını ve bundan kaygı duyduklarını vurgulayan Kılıç, Mekke’nin, Medine’nin, kutsal mekânların ve mukaddes mabetlerin korunmasının herkesin sorumluluğunda olduğunu söyledi.

Kılıç, açıklamasını şöyle tamamladı:

“Ancak Müslüman ülkelerin askerî varlıklarını bir araya getirerek oluşturacakları güç birliği İsrail için bir koruma kalkanına dönüştürülmemelidir. Gazze’yi hatırlatıyoruz, Kudüs’ün işgalini hatırlatıyoruz, bütün bu kaygılara dikkat çekiyoruz. Böyle bir güç birliği yasal zeminde, Türkiye Büyük Millet Meclisinde meşrulaşacaksa, bu güç birliğine başka Müslüman ülkelerin de dâhil edilmesini, D-8 istikametinde genişletilmesini ve bu güç birliğinin Gazze için de Kudüs için de seferber edilmesini öneriyoruz.”

Bu Haberi Paylaş:

Bültenimize abone olun, Gündemden haberdar olun!

Abone olduğunuzda WorldTürk'ün Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş olursunuz.
WorldTurk Reklam Alanı