WTHA

Bültenimize abone olun, Gündemden haberdar olun!

Abone olduğunuzda WorldTürk'ün Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş olursunuz.
CANLI YAYIN

Dağdan Doğan Güneş

DAĞDAN DOĞAN GÜNEŞ: KIRSAL YAŞAM VE EMEĞİN BELGESEL SİNEMADAKİ TEMSİLİ

Mustafa Akarsu’nun yönetmenliğini yaptığı ”Dağdan Doğan Güneş” adlı belgesel filmi, Aladağların zorlu coğrafyasında hayvancılıkla geçimini sağlayan Ramazan Akkuş ve ailesinin gündelik yaşamını merkeze almaktadır. Film, kırsal hayatı yalnızca doğal güzellikler ve pastoral görüntüler üzerinden romantikleştirmek yerine; emek, ekonomik güçlükler, aile ilişkileri, hayvanlarla kurulan bağ ve geleceğe yönelik kaygılar üzerinden gerçekçi bir yaşam portresi ortaya koymaktadır.

Filmin dramaturjik yapısı, köyden yaylaya yapılan yolculukla başlamakta ve gündelik yaşamın doğal ritmi içerisinde gelişmektedir. Traktör yolculuğu, hayvanların otlatılması, sağım, peynir üretimi, yemek hazırlıkları, çocukların oyunları ve hayvan satışı gibi sıradan görünen olaylar, filmin temel anlatı malzemesini oluşturmaktadır. Bu yapı, belgesel sinemada gözlemci yaklaşımın önemli bir özelliği olan “gündelik hayatın kendi ritmi içerisinde izlenmesi” anlayışıyla örtüşmektedir.

WorldTurk Reklam Alanı

Filmin merkezindeki dağ, yalnızca fiziksel bir mekân değildir. Dağ; ailenin geçim kaynağı, yaşam alanı, çalışma ortamı ve aynı zamanda sınırıdır. Doğanın güzelliği ile yaşamın zorluğu aynı kadraj içerisinde varlık kazanmaktadır. Keçiler, köpekler, atlar ve diğer hayvanlar da yalnızca dekoratif unsurlar değil, ailenin ekonomik ve duygusal dünyasının parçalarıdır. Özellikle hastalanan keçiye müdahale edilmesi ve hayvanların kurt saldırılarından korunmaya çalışılması, insan-hayvan ilişkisinin hem duygusal hem ekonomik boyutunu görünür kılmaktadır.

Filmin en önemli çatışmalarından biri ekonomik yaşam koşullarıdır. Ramazan ve Gülcan arasındaki konuşmalar, hayvancılığın yoğun emek gerektirmesine rağmen aileye yeterli ekonomik güvence sağlamadığını ortaya koymaktadır. Ev ve arsa sahibi olma, çocukların geleceğini güvence altına alma ve ilçeden bir daire satın alma düşüncesi, kırsal yaşam ile şehir yaşamı arasındaki gerilimi belirginleştirmektedir. Böylece film, kırsal hayatı romantik bir “doğaya dönüş” fikrinin ötesine taşıyarak geçim mücadelesini de anlatının merkezine yerleştirmektedir.

Ramazan’ın dağlarda kendi türkülerini yazması ve söylemesi ise filmin karakter analizini derinleştiren özgün bir unsurdur. Gün boyunca fiziksel emek veren Ramazan’ın yalnız kaldığında defterine şiir ve türkü sözleri yazması, onun iç dünyasını görünür hâle getirir. Bu nedenle türkü, filmde yalnızca müzikal bir unsur değil, karakterin kendisini ifade etme biçimidir.

Filmin finalinde gün batımı, sürünün ağıla dönüşü ve Ramazan’ın kendi türküsünü söylemesi, bütün anlatının sembolik bir karşılığına dönüşmektedir. Güneşin batmasına rağmen Ramazan’ın sesinin devam etmesi, filmin başlığındaki “güneş” kavramını fiziksel anlamından çıkararak umut, emek, sevgi ve yaşamı sürdürme gücü ile ilişkilendirmektedir.

Sonuç olarak Dağdan Doğan Güneş, bir ailenin gündelik yaşamını kayda geçirirken aynı zamanda kırsal Anadolu’da emeğin, aile dayanışmasının ve doğayla kurulan ilişkinin değişen ekonomik koşullar karşısındaki durumunu görünür kılan bir belgeseldir. Film, büyük olaylar yaratmak yerine sıradan hayatın içerisindeki anlamı aramakta; dağları, hayvanları, emeği, aileyi ve türküyü aynı anlatı dünyasında buluşturmaktadır. Bu yönüyle film, kırsal yaşamın gerçekliği ile insanın iç dünyasını bir araya getiren şiirsel-gerçekçi bir belgesel anlatı niteliği taşımaktadır.
Haber: Mustafa Akarsu (Kayseri)

Bu Haberi Paylaş:
Add a comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bültenimize abone olun, Gündemden haberdar olun!

Abone olduğunuzda WorldTürk'ün Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş olursunuz.
WorldTurk Reklam Alanı