BAŞKAN ŞAKİRCAN DİNÇ “BORÇLA AYAKTA KALAN EKONOMİ ALARM VERİYOR: TÜRKİYE FİNANSAL KIRILGANLIK EŞİĞİNDE”
Anahtar Parti Manisa İl Başkanı Şakircan Dinç, Türkiye ekonomisinin artık geçici sorunlarla değil, yapısal nitelik kazanmış çok yönlü bir finansal risk tablosuyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Dinç, özel kesim tasarruf açığı, kamu maliyesindeki disiplin kaybı, yüksek bütçe açıkları ve ithalata bağımlı üretim yapısının ülkeyi ağır bir borç sarmalına sürüklediğini söyledi.
Türkiye’nin yatırım yapılabilir seviyenin altındaki kredi notu ve 300 baz puanın üzerine çıkan CDS primiyle uluslararası piyasalarda yüksek riskli ülke görünümünü koruduğunu ifade eden Manisa İl Başkanı Şakircan Dinç, bu durumun dış finansman maliyetlerini artırdığını ve ekonominin tamamını daha kırılgan hale getirdiğini kaydetti.
Dış borç göstergelerinde zaman zaman görülen kısmi iyileşmelerin yanıltıcı biçimde yorumlanmaması gerektiğini vurgulayan Şakircan Dinç, dış borç stokunun ihracata ve milli gelire oranındaki gerilemenin önemli ölçüde ihracat ve nominal gelirdeki artıştan kaynaklanabileceğini, dolayısıyla bunun yapısal bir güçlenme anlamına gelmediğini belirtti. Kısa vadeli dış borç oranındaki yükselişin ve vadeye kalan yüksek borç yükünün refinansman riskini artırdığını dile getiren Şakircan Dinç, rezervlerdeki erimenin ve altın satışlarının da bu kırılganlığı daha görünür hale getirdiğini söyledi.
Hanehalkı cephesinde borç yapısının hızla bozulduğunu ifade eden Manisa İl Başkanı Şakircan Dinç, vatandaşın artık konut gibi teminatlı alanlar yerine kredi kartı, kredili mevduat hesabı ve ihtiyaç kredileriyle günlük yaşamını çevirmeye çalıştığını söyledi. Şakircan Dinç, bu durumun geçim krizinin derinleştiğini, teminatsız borçların arttığını ve bankacılık sistemi açısından aktif kalitesini zorlayan bir sürecin başladığını gösterdiğini belirtti.
Bankacılık sektöründe kredi hacmi genişlerken takipteki alacakların da yükseldiğini belirten Manisa İl Başkanı Şakircan Dinç, özellikle bireysel kredilerde ve bazı ticari sektörlerde risk yoğunlaşmasının arttığını ifade etti. Bankaların yeniden Merkez Bankası’ndan yoğun
fonlama ihtiyacı duymasının piyasadaki olağanüstü likidite sıkışıklığının açık işareti olduğunu söyledi.
Reel sektörün net döviz pozisyon açığının kritik seviyelere ulaştığını belirten Şakircan Dinç, özel sektörün kur riskini azaltmak yerine yeni yükümlülüklerle ayakta kalmaya çalıştığını kaydetti. Kamunun yüksek borçlanma ihtiyacı ile reel sektörün finansman talebi çakıştığında kaynakların üretken alanlardan uzaklaşacağını, özellikle KOBİ’lerin krediye erişiminin daha da zorlaşacağını vurgulayan Şakircan Dinç, bunun dışlama etkisini büyüteceğini söyledi.
Kamu maliyesindeki en büyük tehlikenin ise faiz sarmalı olduğunu söyleyen Manisa İl Başkanı Şakircan Dinç, faiz giderlerindeki sert yükselişin kamunun artık anaparayı değil faiz yükünü çevirmeye çalıştığı bir yapıya dönüştüğünü ifade etti. Bütçe dışı riskler ve şeffaflık eksikliğinin yatırımcı güvenini zedelediğini, bunun da doğrudan ülke risk primine yansıdığını belirtti.
Açıklamasında çözüm önerilerine de değinen Manisa İl Başkanı Şakircan Dinç, dış borç yönetiminde vade uzatımını esas alan bir stratejiye geçilmesi, TL cinsi borçlanmanın güçlendirilmesi, rezervlerin kısa vadeli yükümlülükleri karşılama kapasitesine göre değerlendirilmesi ve döviz kazandırıcı yüksek katma değerli sektörlerin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Kamu-Özel İşbirliği projelerindeki döviz garantili yükümlülüklerin gözden geçirilmesi, bütçe dışı risklerin şeffaflaştırılması, kaynakların verimsiz alanlardan üretken yatırımlara yönlendirilmesi ve reel sektörü koruyacak seçici destek mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Son olarak Manisa İl Başkanı Şakircan Dinç şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye ekonomisi borçla büyüyen, faizle dönen, rezerv tüketerek ayakta tutulmaya çalışılan sürdürülemez bir zemine sürüklenmiştir. Bu tabloyu değiştirecek olan şey, güven veren bir ekonomi yönetimi, mali disiplin, şeffaflık ve üretim odaklı yapısal dönüşümdür. Aksi halde bugünün finansal kırılganlıkları yarının çok daha ağır ekonomik ve toplumsal maliyetlerine dönüşecektir.”