Eğitim-İş’ten Basın Açıklaması: “Cumhuriyetin Öğretmenini Hedef Göstermeye İzin Vermeyeceğiz”
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde görev yapan felsefe öğretmeni R.A.’nın, ders sırasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik hakaret içerdiği iddiaları üzerine başlatılan süreç kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Yaşanan gelişmelerin ardından Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay’ın katılımıyla okul önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.
Eğitim-İş üyeleri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı açıklamada konuşan Genel Başkan Kadem Özbay, olayın yargı sürecinde olduğunu hatırlatarak, esas tepki gösterdikleri konunun öğretmenlere yönelik yürütülen hedef gösterme ve linç kampanyası olduğunu vurguladı.
Genel Başkan Kadem Özbay açıklamasında, “Bugün Turgutlu’dayız; çünkü Cumhuriyetçi bir eğitim emekçisini ismiyle ve fotoğrafıyla hedef haline getirmek isteyenlere, öğrenci ve velilerimiz üzerinde baskı kurmaya çalışan bu anlayışa karşı “Haddinizi bilin!” demeye geldik!
Arkadaşımızı bu linç düzenine teslim etmeyeceğimizi bir kez daha ilan etmeye, gerçeği çarpıtanların kurduğu sahte gündemi boşa çıkarmaya geldik!
Manisa Turgutlu’da bir öğretmen, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret ettiği iddiasıyla tutuklanmıştır. Olay yargıdadır. Ancak bizi asıl buraya getiren, bu olayın hemen ardından devreye sokulan o organize hedef gösterme sürecidir! Günlerdir bir trol ordusu tarafından yürütülen bu linç kampanyası, en sonunda malum şahıs F. T. eliyle açık bir hedef gösterme ve infaz girişimine dönüşmüştür. Okul müdür yardımcısı olan üyemiz; ismi, açık kimliği ve fotoğrafı kullanılarak, yalan ve çarpıtılmış bilgilerle milyonların önüne atılmak istenmiştir. Yalnızca sosyal medya üzerinden öğretmen hedef haline getirilmekle kalınmamış; öğrenci ve veliler de telefonla ve çeşitli siyasi kanallar üzerinden baskı altına alınmaya çalışılmıştır.
Burada asıl niyetin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Geçmişte Cumhuriyet değerlerini bir “parantez” olarak gören, Lozan’ı hezimet sayan, hatta “Yunan galip gelseydi” diyen zihniyetle kol kola girenlerin; bugün kalkıp bir Cumhuriyetçi eğitimciyi hedef göstermesi tesadüf değildir. Atatürk’ün aziz hatırasına yönelik söylemleri nedeniyle yargı önünde defalarca hesap vermiş bir anlayışın, bugün benzer iddialarla karşı karşıya olan bir şahsı savunmak için sıraya girmesi, aslında kimlerin hangi karanlık noktada ortaklaştığının en açık kanıtıdır.
Şimdi o linç korosuna, o sahte adalet bekçilerine soruyoruz: Hadi bir kere dürüst olun!
O öğretmenin derste söyledikleri de, öğrencilere attığı Atatürk’e ve Cumhuriyet değerlerine ağır hakaretler içeren mesajlar da hepimizin malumudur. Siz de biliyorsunuz! Hadi dürüst olun; o hakaretleri savunabiliyor musunuz? İnkar mı ediyorsunuz?
Aslında siz de bir kere dürüst olsanız ya! Atatürk ve Cumhuriyet hakkında o kapalı kapılar ardındaki gerçek fikirlerinizi açıkça söyleyecek cesaretiniz var mı? İkiyüzlülüğü bırakın, takiye yapmayın, o sahte maskelerinizi indirin artık!
Bizim duruşumuz açık ve nettir:
Bizler, kimsenin sadece düşüncesi nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılmasını doğru bulmayız. Ancak şunu da açıkça ifade ederiz: Atatürk’e, Cumhuriyetin kurucu değerlerine ve bu ülkenin ortak hafızasına düşmanlık eden bir anlayışın çocuklarımızla aynı eğitim ortamında yer almasını da kabul etmeyiz!
Okullar nefretin, dogmanın değil; aydınlanmanın yuvasıdır. Atatürk’ün çocuklarına kimse nefret aşılayamaz!
F. T. ve onun gibi sosyal medya tetikçilerine sesleniyorum:
Sen kimsin? Hangi cüretle kamu görevlilerinin ismini, fotoğrafını, adresini paylaşıp hedef gösteriyorsun? Hangi hukuksuz yetkiyle “ihbar hattı” kurup devletin memurunu fişlemeye kalkıyorsun? Sen bu hukuksuzluğa alışmış olabilirsin ama burası bir kabile devleti değildir! Olmasına da asla seyirci kalmayız; burası Türkiye Cumhuriyeti’dir!
Bir kadın eğitimciyi fotoğrafıyla teşhir edip linç kampanyası başlatmak, doğrudan bir güvenlik tehdididir ve açıkça suçtur. Bu provokasyonun, bu fişleme gayretinin hesabını hukuk önünde tek tek soracağız. Kimse kendini yargının, kolluğun ve devletin yerine koymaya kalkmasın!
Buradan Valiliğe, Kaymakamlığa, Emniyete sesleniyorum:
Devletin memuru ismiyle, fotoğrafıyla açıkça hedef gösterilirken sessiz kalamazsınız! Bu sessizlik, linç kültürüne ortak olmaktır. Öğretmenimize, öğrencilerimize ve velilerimize en ufak zarar gelirse, sorumlusu sadece o paylaşımları yapanlar değil, görevini yapmayan makam sahipleridir!
Eğitim-İş olarak bir kez daha ilan ediyoruz:
* Eğitim emekçilerini hedef gösteren bu zehirli dili reddediyoruz.
* Okulları ideolojik çatışma alanı haline getirmek isteyen karanlığa teslim olmayacağız.
* Cumhuriyetin öğretmenini, bu organize cehaletin eline bırakmayacağız!
Gerçek tehdit, Cumhuriyetçi öğretmenler değil; Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığıdır, hukuksuzluktur, nefret dilidir ve bu ülkenin değerlerine düşmanlıktır.
Cumhuriyetin öğretmenini de, Cumhuriyetin değerlerini de hedef gösterenlere karşı; susmayacağız, geri adım atmayacağız, asla teslim olmayacağız” dedi.





