Ümit Özdağ’dan İktidara Sert Eleştiri: “Fon Yolsuzluğu Ekonomiyi Sarsıyor, Milletin Serveti Gasp Ediliyor”

Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türk Milleti Basın Toplantısında Türkiye gündemini değerlendirdi.

Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Ekonomik buhran, fon çetesinin gerçekleştirdiği yolsuzluğun etkisiyle daha da derinleşiyor. Utanmadan sadece kendilerini değil, çocuklarını ve torunlarını besleyecek kadar zenginliği gasp eden bu çete, Türk halkına ve Türk devletine, Türk devletinin kurumsal yapısına ve Türk halkının ve devletinin ekonomik yapısına ağır bir zarar vermiştir. Adalet Bakanı’nın yaptığı açıklama göstermektedir ki finansal istikrarı ve güvenliği sağlamakla görevlendirilen kurumların yöneticileri, finansal yolsuzluğu organize suç örgütü yapılanmasıyla gerçekleştirmiştir. Bu ne kadar büyük bir felaket! Millet devleti, değerli arkadaşlar, bürokratlara değil, siyasete ve siyasetçilere emanet eder. Bürokrasi kontrol etmesi gereken siyasi iktidardır. Devleti anonim şirket gibi yöneteceğiz diye iktidara gelen AK Parti’nin geldiği nokta işte budur. Bürokratların suç örgütü kurup yönetmesi için gereken siyasal ortamı sağlayan hangi siyasettir ve hangi siyasetçilerdir? Şu ana kadar ortada tek bir siyasetçinin ismi var. Her şeyin sorumlusu o mudur?

“Fon yolsuzluğu, ekonomimizin genelini sarsan bir yöne doğru hızla ilerlemektedir”

Şimdi gelelim bu ekonomik yıkımın boyutlarına. İlk etapta 455 bin yatırımcı vardı ve maliyetin 20 milyar dolar civarında olduğu söyleniyordu. Sizlerle de paylaştım, hatırlayacaksınız. Manavgat’ta bir bakkala girdim. Bakkal, ’16 milyon lira kaybettim ve artık kiramı ödeyemiyorum. Çünkü ben o çevirdiğim parayla kiramı ödüyordum.’ dedi. Yani toplumsal kılcal damarlara yayılmış 455 bin kişiden bahsediyoruz. Ancak sadece fon soygunundan kaynaklanan mağduriyet yok. Aynı zamanda borsa yatırımcıları da binlerce, on binlerce kişi bu yolsuzluğun bedelini ağır şekilde ödüyorlar. Borsa endeksi yüzde 25 gerilemiş durumda. Yani eylül ayında 100 lira yatırdıysanız ortalama bu borsada 75 TL’ye düşmüş arkadaşlar. Yani bir buçuk ayda insanlar yatırımlarının yüzde 25’ini yitirmişler. Diğer yanda fon kriziyle birlikte borsada işlem gören şirketlerin değer kaybı 174 milyar dolara ulaştığı ifadesi gündeme taşındı. Yani kriz genişlemeye devam ediyor. Gelinen aşamada fon krizinin genel ekonomiye bulaşma riskini de göz ardı etmememiz lazım. Örneğin, değeri şişirilmiş hisseleri teminat göstererek banka kredisi alan var mı? Fon mağdurlarının geri ödemede bankalara yüklenen meblağ nedir? Krizin bankacılık sektörüne sıçramaması için gereken önlemler alınmış mıdır? Bugün gelinen aşama itibarıyla fon yolsuzluğu, ekonomimizin genelini sarsan bir yöne doğru hızla ilerlemektedir. Önümüzdeki dönemde iflaslar, işten çıkarmalar ve büyümede yavaşlama riskine karşı bugünden önlem alınması gerekiyor.

Ama AK Parti iktidarı, fon rezaletinin, yolsuzluğunun üstünü zamana yayarak ve yapay gündemlerle örterek sanki unutturmaya çalışıyor. Ve bürokratlar dışında şu ana kadar yapılmış ciddi bir soruşturma yok. Gazeteciler şafak operasyonlarıyla alınıyorlar. İnanılmaz cezalar isteyen iddianameler hazırlandı. Ya bu insanlar kimseyi öldürmediler. Cinayet işlemediler. Yalan haber de yapmadılar. İnanılır gibi değil. Bu nasıl bir yıldırma politikası? Peki, bu yatırımcıyı silkeleyen ve 100 milyon TL’nin üzerinde varlıklı kaynaklı kar ettiği ifade edilen 214 kişinin adı ne zaman açıklanacak? Evet, kim bu 214 kişi? Bu listeleri kamuoyuyla ne zaman paylaşacaksınız? Bunların içerisinde milletvekilleri olduğu söyleniyor. Spekülasyonları önlemek için gerçekleri daha ne kadar saklayacaksınız? Bu listede iktidar mensubu, muhalefet mensubu, milletvekili, bakan, vali var mı? Kamu kurumu yöneticileri var mı? Fon krizi patlamadan önce yüksek karla çıkan bu kişiler hakkında hukuki işlem yapmayı düşünüyor musunuz? Yoksa aynen FETÖ’nün siyasi ayağına yaptığınız gibi hiçbir şey yapmamayı mı tercih edeceksiniz? Özetle, fon yolsuzluğu ile ilgili izlenen siyasetin iktidar tarafından doğru olmadığı görülüyor. Onun için buradan iktidarı, altını çizerek tekrar şu hususlarda uyarmak ihtiyacını hissediyoruz: Bu krize neden olanlar hakkında kimlik ve aidiyetine bakılmadan hukuki işlem muhakkak yapılmalıdır. Bu işe bulaşan, soyguna ortak olanları ilan edin ve haklarında suç duyurusunda bulunun. Benzer soygun ve krizleri önleyecek kurumsal, hukuki ve finansal tedbirleri şeffaflıkla alın ve ilan edin. Aksi halde krizin bankacılık sektörüne ve reel sektöre daha fazla sıçraması ve zarar vermesi kaçınılmaz olacak ve zaten ağır bir buhranlı olan ekonomimiz daha büyük bir yıkıma doğru sürüklenecektir.

“Nasıl oluyor da aktif sıcak savaş halinde olan ülkelerden daha yüksek bir enflasyonla bu halk bu şekilde eziliyor?”

Değerli basın mensupları, sevgili Zafer Partililer, ekonomik buhran, fon yolsuzluğuyla bir girdap gibi daha da hızlanarak bütün zenginliklerimizi emerken Tayyip Bey’i üzmeme kurumu TÜİK, aylık enflasyon oranını yüzde 2,58 olarak açıklamış. Böylece yıllık enflasyon da yüzde 29,77’ymiş. Buna hiç kimse inanmıyor. Kendileri de inanmıyor. Esasen ENAG’ın açıkladığı enflasyon, yıllık yüzde 45. 57 ay sonra, o da Tayyip Bey’i üzmeme kurumu, üst üste 2 ay yüzde 30’un altına indirmeyi başardı. Tebrik ediyoruz. Yani biraz daha gayret ederseniz savaştaki ülkelerin enflasyon seviyesine indireceksiniz. Arkadaşlar, Rusya’da enflasyon yüzde 6,35. Rusya’da bir milyona yakın insanın savaşta öldüğü iddia ediliyor. Ukrayna’da keza bir milyona yakın insan savaşta öldü. Ukrayna topraklarının üçte birine yakını işgal altında. Enflasyon yüzde 10. Suriye’de gıda enflasyonu bizden daha düşük. Toplam enflasyon yüzde 24. Sayın Şimşek, farkında mısınız bunun? Övündüğünüz durum bu. Ve yani Suriyeli sığınmacılar bile Suriye daha ucuz diye dönmeye karar verebilirler. Şimdi Mehmet Şimşek de cevap olarak, Ümit Bey, ben de zaten size çalışıyorum.’ derse hiç şaşırmam doğrusu. Yani nasıl oluyor da aktif sıcak savaş halinde olan ülkelerden daha yüksek bir enflasyonla bu halk bu şekilde eziliyor? Bunu anlamak zor. Ya ülkemiz bir savaşta da haberimiz mi yok? Allah korusun, işgale uğradık da haberimiz mi yok? Ondan sonra diyorsunuz ki Türkiye Yüzyılı. Yani bu, ne yazık ki bir masal. Keşke öyle olsaydı. Türkiye Yüzyılı olmasından biz de gurur duyardık. Hiç şüpheniz olmasın.

“İşçiye, köylüye, emekliye, memura, esnafa, orta direğe tam bir açlık talimi yaptırılıyor”

Ama şimdi Türkiye Yüzyılından size bir fotoğraf. Bu sabah gelirken Adana’dan bir arkadaşımız bana bir mesaj yollamış. Ben de çıktısını aldım, sizinle paylaşacağım. ‘Günaydın hocam, dün bahçe sahibi bir arkadaşımla görüştüm. Bin dönüm limon ve mandalina bahçesi var. Konum atayım, ağaca zarar vermeden kim gelip toplarsa toplasın dedi. Toplatıp satmak, bedava dağıtmanın iki katı. Yani sana bedava veriyorum, bahçeyi toplatıp şimdi satsam 10 milyon zararım var dedi. Yetiştirmek için verdiğim çaba ve giderler dışında diye de sitem etti. Durum bu. Marketlerde 60 TL. Araştırdım. Fakat çiftçiye, toplama maliyeti 4 lira olan ürüne 2 lira fiyat geldiği için toplamadan dağıtmaya çalışıyor çiftçi.’ Durum bu. Enflasyon rakamıyla birlikte BAĞ-KUR, SSK, emekli ve memurların dört aylık maaş zammı toplam yüzde 8 civarında gerçekleşti. Arkadaşlar, ayıptır ya. Bu sadaka bile değil. İşçiye, köylüye, emekliye, memura, esnafa, orta direğe tam bir açlık talimi yaptırılıyor. Milyonlarca emekliye reva görülen para 23 bin 552 TL. Bununla bir ay nasıl yaşayacak? Tabii foncuların kazandıklarını görünce, foncuların bir elleri balda, bir elleri yağda yaşadıklarını görünce emeklilerin onların hiç umurunda olmadığını da görüyor, anlıyoruz.

Şimdi de çıkmış diyorsunuz ki, yılbaşından itibaren emekli maaşlarına iyileştirme yapılacak ve refah seviyeleri yükseltilecekmiş. Yıllardır emekliyi silindir gibi ezdiniz geçtiniz, emekliler emekli olduktan sonra yeniden çalışmak zorunda kaldılar karınlarını doyurmak için, şimdi emekliye zam yapacaksınız öyle mi? Cumhurbaşkanı Erdoğan 2023 seçimlerinin öncesinde memur maaşlarına yapılacak artışların memur emeklisine yansıyacağını da söylemişti ancak Temmuz 2023’te memurlara verilen 8 bin 77 lira seyyanen zam memur emeklilerine verilmedi arkadaşlar. O gün verilmeyen 8 bin 77 lira tutar bugün aşağı yukarı 25 bin liraya geliyor. Yani aslında memur emeklileri o günden bugüne 670 bin TL kaybetmiş durumdalar. Şimdi seçimler yaklaşıyor ya, yine petrol çıkıyor, doğal gaz çıkıyor, uçaklar uçuyor, emekliler akıllarına geliyor ve zam yapacağız diyorlar. Birincisi, şu konuda anlaşalım: Emekli maaşı bir sosyal yardım değil. Bir insanın dürüst bir şekilde çalışıp primlerini ödeyip hak ettiği çalışma dönemi sonrası kazancıdır. Yani emekli çalışırken zaten bu parayı kendisine devlet ileride ödesin diye biriktiriyor. Bir lütuf değil emekli maaşı. 2023’te verdiğiniz sözü tutmadınız. Bugün verdiğiniz sözü tutacağınıza emekliler neden inansınlar? Emekli, işçi, orta direk, esnaf, yoksul bıraktığınız, açlığa sürüklediğiniz, elindeki mütevazı birikimini korumak için yatırım yapınca fonuna kadar soyulan vatandaşlarımız şimdi sandığa gitmek için bekliyor. Sandık gelecek ve iktidar gidecek arkadaşlar. Bundan emin olun. Bu iktidar gidiyor. Bu iktidarın Türk halkının önüne koyabileceği herhangi bir umut, herhangi bir proje yok.

“Emekli aylık bağlama oranlarını tekrar yüzde 70’lere döndüreceğiz”

Peki sevgili emekliler, Zafer Partisi ne öneriyor ve sizlerin desteğiyle iktidara gelirse ne yapacak? Öncelikle Zafer Partisi olarak bütün emeklilere söz veriyoruz. Aylık bağlama oranlarını bugün yüzde 30’larda, biz tekrar yüzde 70’lere döndüreceğiz. Halen yüzde 30 düzeyinde olan emeklilerin ekonomik büyümeden aldığı payı yüzde 100’e çıkaracağız. Emeklilerin yıllar içinde yaşadığı ekonomik kaybı telafi etmek için seyyanen zam yapacağız. Ve üçüncü olarak kapsamlı bir intibak düzenlemesi yapacağız. Bugün aynı sürede çalışan, aynı miktarda prim ödeyen veya birbirine çok yakın çalışma hayatına sahip iki emekli, yalnızca farklı tarihlerde emekli oldukları için farklı maaşlar alıyorlar. Bu adaletsizliği ortadan kaldıracağız. Özetle, başta emekliler olmak üzere ücretli kesimin yaşadığı sıkıntılar AK Parti hükümetinin yanlış politik tercihlerinin sonucudur. Ama ekonomiyi kitaba ve kurala göre yönetmezseniz, hukukun üstünlüğünü ve bağımsızlığını yok ederseniz, fon soygunlarını zamanında denetlemez ve önlemezseniz ekonomimiz batar ve başta emekliler olmak üzere milletimiz fakirleşir. Durum budur.

“Biz Türk’üz ve Türk buğdayından yapılan makarnayı tercih edeceğiz”

Değerli Zafer Partililer, sevgili yurttaşlarım, sizler de geçtiğimiz günlerde sosyal medyada görmüşsünüzdür. Türkiye’de yabancı bir gıda firmasının pazarladığı bir makarna var. Şimdi bu makarna, bazı ürünlerinde ambalajına ‘yüzde yüz Türk buğdayı’ ifadesini kaldırmış, ‘yüzde yüz Türkiye’nin buğdayı’ demiş. Şimdi bu firmaya soruyoruz: Bu ‘yüzde yüz Türk buğdayı’ ifadesi sizi neden rahatsız etti? Neden bunu ‘Türkiye’nin buğdayı’ diye değiştirdiniz? Arkadaşlar, bakın şimdi seçim tarihi yaklaşıyor. Seçmene de muhakkak ‘Türkiye’nin buğdayı’ yazılı makarnalar dağıtılabilir. Kendisini Türkiyeli sanan, başta bu ismin değiştirilmesi için öneride bulunan iki şirket çalışanı olmak üzere, Türkiyeliler de bunu yesinler biz Türk’üz ve Türk buğdayından yapılan makarnayı tercih edeceğiz.

“Bizim için milli dava güçlü, müreffeh ve Atatürkçü bir Türkiye’dir!”

Basın mensupları, kıymetli Zafer Partililer, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas 29 Ekim’de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni ziyaret etti. Başka gün kalmamış gibi 29 Ekim’i tercih etti. KKTC’yi tanımayan Filistin, 2016’dan beri Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum kesimiyle devam ettirdiği üçlü iş birliği mekanizmasına benzer şekilde Filistin’in konum ve yönünü siyasette belirledi. Durum böyleyken AK Parti iktidarının tek yönlü olarak yürüttüğü ve milli dava olarak nitelendirdiği Filistin meselesindeki pozisyonunu yeniden düşünmesi gerektiğine inanıyoruz. Gazze’de yapılan siyonist soykırıma karşı durmak bir insanlık meselesidir. Hiç şüpheniz olmasın. Gazze’de Netanyahu faşizmi bir soykırım gerçekleştirdi. Bir insanlık suçu işledi ve geçtiğimiz haftalarda sizinle paylaştığım gibi Netanyahu İsrail’i Türkiye’ye değişik noktalarda saldırıyor, Türkiye’nin jeopolitik menfaatlerini çiğniyor. Ancak bununla sadece söylemde değil, daha etkili bir mücadele gerek. Fakat kimse de bize Gazze’de gerçekleşen soykırıma karşı durmanın Filistin’in bir milli dava olduğu masalını anlatmasın. Bizim için milli dava başta Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. Bizim için milli dava kardeş Azerbaycan’la iş birliğimizi güçlendirmektir. Bizim için milli dava Türkistan’da Türk dünyasıyla barış ve iş birliği havzası oluşturmaktır. Bizim için milli dava güçlü, müreffeh ve Atatürkçü bir Türkiye’dir!

“Hakkari Yüksekova’da şehit edilen Mehmetçiği kim şehit etti?”

Değerli basın mensupları, sevgili Zafer Partililer, yine geçen hafta sormuştum. Buradan tekrar soruyorum. Hakkari Yüksekova’da bir Mehmetçik sınırda şehit edildi. Kim şehit etti? İktidar bunu açıklamadı. Nasıl oldu hadise? Bu askerimizi şehit eden hangi terör örgütü? İrlanda Cumhuriyet Ordusu mu? Uganda Halk Cephesi mi? Yoksa PKK terör örgütü mü? Kim şehit etti? Sonra bu elim hadise bir gereği tekrar gündeme getirdi: Askeri hastanelerin olmadığı. Askeri hastaneleri açmakta neden gecikiyorsunuz? Dünya bir savaşa doğru gidiyor. Bakın sürekli ama sürekli çağrılar yapıyor Batılı iktidarlar. Evde stoklar yapın, 3 gün, 7 gün. Zorunlu askerlik hizmetinden bahsediliyor. Hal böyleyken, esasen aktif bir çatışma süreci içerisinde olan bir ordunun askeri hastanesi olmaz mı? Harp cerrahları olmaz mı? Nasıl yaparsınız bunu? 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022, 2023, 2024, 2025, 2026; kaç sene geçti? Yazık değil mi bu Mehmetçiklere? Yeni bir şey değil. Eskiden olan zinciri tekrar kuracaksınız. Ondan sonra hastanede, devlet hastanesinde şehit oldu. Askeri hastanede olsaydı belki olmayacaktı. Kurun artık askeri hastaneleri. Askeri hastaneleri açmamak tarih önünde çok büyük bir vebaldir.

Ve değerli basın mensupları, sevgili Zafer Partililer, hatırlıyorsunuz hep birlikteydik. 31 Mart 2024 yerel seçimlerine giderken Türkiye, Cumhuriyet Halk Partisi ve DEM bir kent uzlaşısı yapmışlardı. Ben de bu kent uzlaşısına karşı sert bir muhalefet gerçekleştirmiştim ve hatırlayacaksınız, hep birlikte Esenyurt’ta özellikle bu konudaki politikamızı ifade etmiştik. Şimdi anlaşılan İmamoğlu davasında sonuca yaklaşılıyor ve İmamoğlu’yla ilgili bir mahkumiyet çıkacak ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı değişecek ki DEM, pusuya yatmış bir şekilde bekledikten sonra açıklama yaptı: ‘Biz Kent Uzlaşısından çekiliyoruz ve kendi grubumuzu kuracağız.’ Demek ki bu grupla yeni pazarlıklar yapacaklar. Doğrusu inanılır gibi değil. Nasıl Özgür Özel ve şimdi Yeni Parti bu tuzağı, bu ikircikli yapıyı, PKK’nın siyasi şubesi olan bir siyasi partinin şimdi başka bir ittifak içerisinde olduğunu görmez ve hala bu siyasi partiyle iyi ilişkiler kurmak için çalışırlar?

“Çankayalı Atatürkçüler, Çankaya Belediyesi DEM’li gruplara yardım için koştursun diye mi oy verdiniz?”

Şimdi değerli arkadaşlar, bakın, 7 Kasım’da yine gazilerimiz Ankara’da olacaklar. Yazın sokakta kalıyorlardı. Parkta kalıyorlardı. Şimdi hava soğudu. Dışarıda kalmaları çok zor ve ben onun için kendi evimde şu çağrıda bulundum: Ankara’da bulunduğunuz sürece Zafer Partisi Genel Merkezi’ni dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Burası sizin evinizdir. Gerekirse buradaki bütün sandalyeleri çıkartırız. Buraya yatabilecekleri yataklar koyarız ve gelirler, burada kalırlar, bizim misafirimiz olurlar. Ama gazilerimiz oradayken, benim bildiğim kadarıyla bir çorba yardımı dahi yapmayan Çankaya Belediyesi’nin şimdi DEM’li gruplara yardım için koşturduğunu görüyorum. Çankayalı sevgili Atatürkçüler, bunu için mi seçtiniz? Bunun için mi seçtiniz? Bunun için mi oy verdiniz? Bu mu Atatürkçülük? Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti yıkmak için çalışanların yanında olmak mıdır Atatürkçülük? Bunu hiçbir zaman kabul etmeyeceğiz. Ve bu tür iş birliklerini her düzlemde gündeme getirmeye devam edeceğiz. Buradan Yeni Parti’ye de çağrıda bulunuyorum. Bu iktidar ancak Atatürk çizgisinde bir araya gelinerek aşılabilir. Öcalan’ın yanında değil, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin yanında olun.

“Yüzlerce evladını şehit vermiş jandarmaya mı anlatacaksınız Terörsüz Türkiye’yi?”

Nasıl günlerden geçiyoruz arkadaşlar? Gazilerin evleri sıvasız, şehitlerin evleri sıvasız ve Öcalan denilen narko terörist bir villada oturuyor. Komisyon üyesi olarak terörsüz bir Türkiye sağlayacakmış. Bu nasıl bir iş? Bir terörist, terörsüz Türkiye sağlayacak deniliyor. Bu söyledikleri terörsüz Türkiye ama fiiliyatta teröre teslim olmuş bir Türkiye’den bahsediliyor. Şimdi bakın, saat 11.30. Bundan iki saat önce İletişim Başkanlığı’nda bir toplantı başladı. Terörsüz Türkiye toplantısı. Burada halka Terörsüz Türkiye’yi meşru göstermek için yeni bir akil adam modeli geliştiriyorlar. Birilerini yetiştireceklermiş ve o yetiştirdikleri de gidip Anadolu’da anlatacakmış Terörsüz Türkiye’yi. Sanıyorum bugün jandarmayı da davet etmişler. Jandarma da gidip Terörsüz Türkiye’nin ne olduğunu anlayacakmış. Elinden alay sancakları alınan jandarma, yüzlerce evladını şehit vermiş jandarma, yüzlerce evladını gazi vermiş jandarma. Onlara mı Terörsüz Türkiye’yi anlatacaksınız? Hiç sanmıyorum anlatabileceğinizi.

Bu arada sorayım: Demokratik bir ülkede İletişim Başkanlığı olur. Ama dış politikayla ilgilenir. Türkiye demokratik olmadığı için İletişim Başkanlığının da muhalefete yönelik çalışmaları olup olmadığını merak ediyoruz. Yani İletişim Başkanlığı mesela Zafer Partisi’ne düşman sosyal medya hesaplarını destekliyor mu? Böyle bir liste var mı elinizde? Muhalefete destek veren sosyal medya hesaplarının görünürlüğünü düşürme gibi bir imkanınız teknolojik olarak var mı? Bunu merak ediyoruz. Bu soruların hepsini seçimden sonra resmi evrakların incelenmesinden de göreceğiz.

Sevgili Zafer Partililer, değerli basın mensupları. Zafer Partisi olarak terörsüz Türkiye denilerek Türk milletinin elinden egemenliğinin alınmasına, devletinin çok uluslu, özerk bölgeli bir devlete dönüştürülme projesine karşı cumhuriyetin kurucu değerlerini, Atatürk’ün ilkelerini, milli birlik ve kardeşliğimizi ve beraberliğimizi, milli bağımsızlık ve egemenliğimizi ve Türk milletinin izzeti nefsinin yılmaz savunuculuğu görevini kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz. Allah yardımcımız olsun.”

Bültenimize abone olun, Gündemden haberdar olun!

Abone olduğunuzda WorldTürk'ün Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş olursunuz.