WTHA

Bültenimize abone olun, Gündemden haberdar olun!

Abone olduğunuzda WorldTürk'ün Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş olursunuz.
CANLI YAYIN

Gastronominin Ardındaki Kadınlar

Bir festivali anlatmanın birçok yolu vardır. Kalabalığından, sahnesinden, yarışmalarından, atölyelerinden ya da birbirinden farklı lezzetlerinden söz edebilirsiniz. Benim için Uluslararası 5. Bursa Gastronomi Festivali’nden geriye ise bütün bunların ötesinde başka bir görüntü kaldı: Kadınlarımız…

Cumartesi günü festival alanını gezme fırsatı buldum. Akademik çalışmalardan atölyelere, söyleşilerden yarışmalara kadar oldukça yoğun ve özenle hazırlanmış bir program vardı. Üç güne sığdırılan bu programın arkasında ciddi bir emeğin olduğu açıkça görülüyordu. Bir yanda müzik, diğer yanda gastro sahne, stantlarda hareketlilik ve kalabalığın hiç eksilmediği bir alan… Ben ayrılırken bile insanlar festivali gezmek için gelmeye devam ediyordu.

Fakat bütün bu hareketliliğin içinde beni en çok kadınlarımızın duruşu etkiledi.

WorldTurk Reklam Alanı

Hep “Türk kadını” der, onun gücünden, emeğinden ve fedakârlığından söz ederiz. Ancak bunu anlatmak başka, karşınızda gerçek hâliyle görmek bambaşka…

Standları gezerken gördüğüm kadınlar, bir taraftan kooperatiflerini en iyi şekilde temsil etmenin sorumluluğunu taşırken, diğer taraftan gelen misafire ne ikram edebileceklerini düşünüyorlardı. Tezgâhlarında yaban mersini şerbetinden çeşitli sirkelerine, erişteden yöresel yemeklere kadar birbirinden farklı ürünler vardı. Fakat aslında sergilenen yalnızca ürün değildi. Her birinin ardında bir tarif, bir emek, bir yöre ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir bilgi vardı.

Tezgâhların düzeni ve temizliği, yüzlerindeki tebessüm, ikramlarındaki samimiyet dikkat çekiciydi. Orada ticari kaygının ötesinde bir anlayış vardı. Aza kanaat eden, paylaşmayı bilen, aynı sofrada buluşmanın ne anlama geldiğini unutmayan bir kültür…

Bu duyguyu en güzel anlatan örneklerden biri, S.S. Cumalıkızık Kadınları Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı 72 yaşındaki teyzemizdi. Güler yüzü, enerjisi ve çalışkanlığıyla insana adeta “Hayat böyle yaşanır” dedirten bir duruşu vardı. Yaşını bir kenara bırakıp hâlâ köyü, kadınları ve memleketi için bir şeyler yapma arzusuyla hareket etmesi beni gerçekten etkiledi. O stantta yalnızca bir ürünün değil, yılların biriktirdiği emeğin ve tecrübenin de temsil edildiğini hissettim.

Peki gastronomi dediğimiz şey, yüzyıllardır kadınlarımızın evlerinde yaşattığı; anneden kıza aktardığı yemekler, ürünler, reçeteler ve sofra kültürü değil miydi?

Belki de o stantlarda gördüğümüz şey yalnızca gastronomi değildi. Orada sessizce yaşayan bir kültür, geçmişten bugüne taşınan bir hafıza ve bize yol gösteren bir bilgelik vardı.

Eskiyle yeniyi buluşturmak ve kültürümüzü geleceğe taşımak istiyorsak kadın kooperatiflerinin sesine daha fazla kulak vermeliyiz. Çünkü onlar yalnızca yaban mersini şerbeti, sirke, erişte ya da yöresel yemek üretmiyorlar; bir memleketin hafızasını sofralar üzerinden geleceğe taşıyorlar.

Bazen bir kültürü anlatmak için uzun cümlelere gerek yoktur. Bir kadının emeğine, yüzündeki tebessüme ve “Ben hâlâ memleketim için ne yapabilirim?” diyen gözlerine bakmak yeterlidir.

O stantlarda bir memleket vardı. Ve o memleketi geleceğe taşıyan kadınlarımız…

Bu Haberi Paylaş:
Add a comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bültenimize abone olun, Gündemden haberdar olun!

Abone olduğunuzda WorldTürk'ün Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş olursunuz.
WorldTurk Reklam Alanı