Deprem Ve Ekonomik Kriz Hatay’da Aileleri De Zorluyor

Bir zamanlar aynı sofrayı paylaşmak, aynı çatının altında mücadele etmek için direnen aileler, bugün ayrılık kararıyla karşı karşıya. Hatay’da sokakta, mahallede, dost sohbetlerinde duyulan ortak cümle ise giderek daha fazla dikkat çekiyor: “Ayrıldık, boşanıyoruz, boşandık…”

6 Şubat depremlerinin ardından Hatay’da yalnızca evler, iş yerleri ve yaşam alanları değil, insanların psikolojisi, aile ilişkileri ve toplumsal dayanışma duygusu da ağır bir sınavdan geçiyor.

Depremin yarattığı ekonomik yıkım, işsizlik, barınma sorunu, gelecek kaygısı ve psikolojik yorgunluk, ailelerin omuzlarındaki yükü her geçen gün daha da ağırlaştırıyor. Bu tablonun en hassas alanlarından biri ise evlilikler.

Bugün Hatay’da bir dostla karşılaştığınızda, “Nasılsınız, eşiniz nasıl?” diye sorduğunuzda duyduğunuz cevapların arasında artık sıkça “Ayrıldık” ya da “Boşanma aşamasındayız” cümleleri de yer alıyor.

Elbette bu gözlemler tek başına boşanma oranlarının diğer illerden yüksek olduğunu kanıtlamıyor. Ancak toplumda hissedilen değişim, araştırılması ve üzerinde durulması gereken önemli bir sosyal gerçekliğe işaret ediyor.

EKONOMİK KRİZ EVLİLİKLERİ DE SINIYOR

Geçim sıkıntısı, artan yaşam maliyetleri, işsizlik ve ekonomik bağımsızlık mücadelesi evliliklerdeki gerilimi artıran önemli etkenler arasında.

Ancak mesele yalnızca para değil.

Eşler arasındaki iletişimin kopması, tahammül sınırlarının daralması, alkol bağımlılığı, psikolojik yorgunluk ve karşılıklı anlayışın azalması da evlilikleri çıkmaza sürükleyebiliyor.

Eskiden yıllarca süren anlaşmazlıklara rağmen bir arada kalmaya çalışan çiftlerin bugün çok daha kısa sürede ayrılık kararı alabildiği görülüyor.

Bir zamanlar “Biraz sabredelim, çocuklarımız için mücadele edelim” diyen ailelerin yerini, “Ben artık bu yükü taşıyamıyorum” diyen insanlar alıyor.

KADINLARIN EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞI OLMADAN ALINAN AYRILIK KARARLARI

Dikkat çeken bir başka konu ise ekonomik bağımsızlığı bulunmayan kadınların da boşanma kararından geri adım atmaması.

Bu durum, evliliklerde yaşanan sorunların yalnızca maddi koşullarla açıklanamayacağını gösteriyor. Kadınların kendilerini güvende, değerli ve huzurlu hissetme ihtiyacı da ayrılık kararlarında önemli bir yere sahip.

Boşanma sonrasında nafaka, tazminat, barınma, çocukların geleceği ve geçim mücadelesi ise kadınları ve çocukları bekleyen yeni sorunlar olarak karşımıza çıkıyor.

SURİYELİ KADINLARLA YAPILAN EVLİLİKLER DE ARAŞTIRILMALI

Hatay’da gündeme gelen bir diğer konu da Suriyeli kadınlarla evlenen bazı erkeklerin evliliklerinde yaşanan ayrılıklar.

Bu konuda da toplumsal gözlemlerden hareketle genelleme yapmak yerine, boşanmaların nedenlerinin, ekonomik ve sosyal koşulların, kültürel farklılıkların ve hukuki süreçlerin bilimsel verilerle araştırılması gerekiyor.

PEKİ AİLEYİ KİM KORUYACAK?

Bugün adliyelerin aile mahkemelerinde görülen boşanma dosyaları, yalnızca iki insanın yollarını ayırmasından ibaret değil. Her dosyanın arkasında çocuklar, dağılan yaşamlar, ekonomik kaygılar ve çoğu zaman anlatılmamış psikolojik hikâyeler bulunuyor.

Peki, boşanma noktasına gelmeden önce ailelere ne kadar destek veriliyor?

Aile danışmanlığı, psikolojik destek, bağımlılıkla mücadele hizmetleri ve ekonomik dayanışma mekanizmaları yeterince ulaşılabilir mi?

Devletin, yerel yönetimlerin, sosyal hizmet kurumlarının ve uzmanların bu konuda daha etkin bir çalışma yürütmesi gerekmiyor mu?

Elbette her evliliğin kurtarılması mümkün değil. Şiddet, istismar ve güvenlik riski bulunan ilişkilerde ayrılık bir zorunluluk olabilir. Ancak çözülebilecek sorunların da ekonomik ve psikolojik yıkımın gölgesinde büyümesine seyirci kalınmamalı.

Çünkü depremde yıkılan evler yeniden yapılabilir. Peki, dağılan ailelerin, örselenen çocukların ve kaybolan güven duygusunun yaralarını kim saracak?

Hatay’ın yeniden ayağa kalkması yalnızca binaların tamamlanmasıyla mümkün değil. Ailelerin, gençlerin, çocukların ve toplumun da yeniden güçlenmesi gerekiyor.

Bugün üzerinde durmamız gereken mesele yalnızca kaç kişinin boşandığı değil; neden bu kadar çok insanın aynı çatı altında yaşamaya devam edemediğidir.

Bir şehrin yeniden inşası betonla başlar ama geleceği güçlü aileler, sağlıklı ilişkiler ve huzurlu bir toplumla kurulur.

Haber Tuba Alvanoğlu

Bültenimize abone olun, Gündemden haberdar olun!

Abone olduğunuzda WorldTürk'ün Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş olursunuz.